Kategoriler
Hayat & Kültür

Yine o

‎1996- Mustafa Yılmaz- Akçaabat-Esnaf

Beşirli’den Akçaabat’a gidecektim, saat gece 12. Dolmuş gelmek bilmiyor. Deli gibi bir yağmur var, duraktan çıkamıyorum. Yarım saatten fazla olmuştu. Özel arabalar vızır vızır yanımdan geçerken yeşil bir tempra yanaştı. Nereye diye sordu, Akçaabat dedim. E atla hadi götüreyim dedi. Normalde ilk kavşaktan dönüp evine gidecekti. Bu tanıdık sima, Ünal Karaman’dı. Beni yolda bırakmadı, Akçaabat’a evimin kapısına kadar getirdi.
—————-
2012- Enes Kahraman- Akçaabat- Öğrenci

Moloz durağında son minibüsü kaçırmış, şansıma inanıp beklemeye devam ediyordum. Saat 12 yi yeni geçmişti. Belki bir korsan dolmuş gelir diye bekliyordum. Trabzon hiç bu kadar soğuk olmamıştı. Özel arabalar vızır vızır geçerken, siyah bir jeep yanaştı. Nereye gidiyorsun diye sordu. Akçaabat’a abi dedim. E atla hadi dedi. Beşirliye kadar gidecekti aslında ama beni Akçaabat’a evimin önüne kadar götürdü. Bu tanıdık sima Ünal Karaman’dı.

Mekan değişir, zaman değişir, arabalar değişir, bıyıklar kesilir belki, ama adamlık değişmez.