Kategoriler
Hayat & Kültür

Karadeniz müziğinin evrimleşmesi 1

Yaklaşık 20 yıldır çok net bir şekilde karadeniz müziği ile ilgili birisi olarak yazacağım aşağıdakileri. İstemeyerek veya isteyerek de olsa, karadeniz müziği ile büyüdüm diyebilirim. Çok eskilere gitmeyeceğim, Erkan Ocaklı, Bahattin Çamurali, Fahrettin, Hüseyin Dilaver, Katip Şadi, Piçoğli Osman‘dan bahsetmeyeceğim. Çünkü konumuz o üstadlar değil. Daha sonrası.

Net hatırlıyorum müzik piyasasını (karadeniz) İsmail Türüt, Adnan Yılmaz, Mehmet Akyıldız domine etmişlerdi. Karadeniz müziği denince bu isimler geliyordu herkesin aklına. En popüler isimler. Elbette daha az popüler olanları da vardı; Sait Uçar, Hacı Kahvecioğlu, Ayhan Alptekin, Yusuf Cemal Keskin, Ali Erkan, Dursun Dereli, Bayar Şahin, Sabahattin Yanık, Hayri Yaşar Karagülle, Yılmaz Turan gibi isimler de bu piyasanın içindeydiler. Ancak ilk saydığım üç isim tahtta idi. Özellikle İsmail Türüt. Bahsi geçen zamanda bu sanatçılara ulaşmak imkansız gibi bir şeydi. Tepedeki sanatçılar yörede konser veremeyecek kadar büyüktü. Onları dinlemek ancak İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde veya devasa yayla şenliklerinde mümkündü. İkinci saydığım grup ise şehir festivallerine gelebilir düzeyde sanatçılardı. Daha bi halkın içindeydiler. Onları şehrimizde görebilirdik.

Doksanlı yılların ortalarına kadar piyasayı bu isimler parsellemişti. Hiç yapmayanın en az 10 albümü vardı ve bunlar peynir ekmek gibi satıyordu. Doksanların ikinci yarısında özel kanalların hayatımıza girmesi ile birlikte karadeniz müziği de evrilmeye başladı. Karadeniz halkı, özellikle gurbette buna hasret kalanlar, televizyonda bunu görmek istiyordular. Buna öncülük etmek ise rahmetli Erkan Ocaklı’ya nasip olacaktı. Kanal 7 adlı televizyonda karadeniz programı yapıyordu üstad. Aslına bakılırsa diğer sanatçılar daha bir popülerdi ama ekrana onları çıkartmak tam manası ile bir risk idi. Nitekim Erkan Ocaklı tüm yurtta tanınan, sinema filmi çekmiş, kemençeden ziyade sazı ile nam salmıştı. O yüzden Erkan Ocaklı diğerlerine göre daha garanti bir yüzdü televizyon için. Hatta konuk olarak ta Kamil SönmezSüreyya Davulcuoğlu, Mustafa Topaloğlu ve İbrahim Can da bu programlara katılınca tam oluyordu. Karadeniz müziğinin televizyonlara geçiş dönemi bu şekilde kazasız belasız atlatılmış oluyordu.

Geçiş dönemi tamamlandıktan ve televizyonda karadeniz programı tuttuktan sonra bunu bir adım ötesine taşımak vardı sırada. Kanal 7 yönetimi bunu düşünerek o sıralar İdobay ile ülke çapında çıkış yapmayı planlayan İsmail Türüt ile anlaşmaya vardı. Hiç unutmuyorum iskemlelere oturulan bir programda Erkan Ocaklı programı Türüt’e devrediyordu. Artık program Türüt’e aitti. Türüt ülke piyasasına çıkmadan evvel 21 albüme sahipti. Bu muhteşem sayıya ise yakın dostu Adnan Yılmaz’ın plak şirketi Karadeniz Müzik ile imza atmıştı. Artık herkes bir şekilde karadeniz müziği ile karşı karşıyaydı. Karadenizli şarkıcılar bu programa ve bu programın da sayesinde belki, başka programlara çıkabiliyordu. Bu süre zarfında bir çok karadenizli sanatçı ulusal TVlerde boy gösteriyordu. Elbette bunların başını İsmail Türüt çekiyordu. Derken Hülya Polat adında bir kız çıktı ve karadeniz müzik piyasasını salladı. En fazla albüm satan karadenizli şarkıcı oldu. Artık karadenizin dişi bir İsmail Türüt’ü vardı. Çok geçmeden Davut Güloğlu diye bir sanatçı çıkıverdi. İlk albümünü kimsenin dinlemediği genç şarkıcı, ikinci albümü olan Nurcanım ile Türkiye’nin gündemine adeta bomba gibi düşüyordu. Neredeyse heryerde Davut Güloğlu’ndan bahsedilir olmuştu. İnanılmaz bir tanıtım kampanyası vardı o zaman Davut için. Ben bile hayretlere düşüyordum. Biraz da bilerek medyanın pohpohlaması ile Davut artık karadenizin adı sayılır sanatçıları arasına girmişti. Üstelik sadece ilki tutmayan 2 albümle. Bu olay karadeniz müziğini bir kez daha ülke gündemine oturtmasına rağmen bazı bünyelerde ters etki yaptı. Bunu içine sindiremeyen bazı karadenizli sanatçılar yanlış projelere imza atarak karadeniz müziğinin prestijine leke sürdüler (bknz. Kont Adnan)

devamı gelecek…