İşin A, B, C’si

Meslek hayatımda savunduğum en temel şey basitliktir. Bu sadece savunduğum tabi. Çoğu zaman küçük ayrıntılara takılıp kaldığımı inkar etmeliyim. Ancak şiarim basitlikten geçer. Genellikle işin ayrıntılarına veya büyük resmi! görebilmek için genele bakarken en basit olanı kaçırıyoruz. Çok basit, temel şeyleri bilmeden, öğrenmeden daha karmaşık konulara dalıp, takılıp gidiyoruz. Yüzme bilmeden veya sadece tek tip yüzme şekli bilerek denizde açılmak gibi bir şey.

Daha özgü örnekler vermem gerekirse sektörde çalışan profosyeneller kendi meslek alanlarındaki temel terimleri ve işleri bilmeden yıllarını geçirmelidir. Bir elektrik mühendisi 10 yıllık tecrübeye sahip olup bir kompakt şalterin ne olduğunu bilemeyebiliyor veya bildiğini sanıyor. Bir makine mühendisi meslekte 20 yıl geçirmesine rağmen şofben ile kombi ayrımını yapamıyor.

Ben basitten başlamak istiyorum. Onun için aşağıdaki yazılarımda bazı detaylar vardır okumanızı öneririm.

Kombi, Şofben nedir?
Termosifon nedir?
Fan-Coil nedir?
Isı pompası (heat pump) nedir?

Daha önce açıklamadığım bir kaç cihazı daha açıklamak istiyorum. Nitekim mesleğimin ilk yıllarında çok iyi hatırladığım bir anım vardı. Doğalgaz tesisatı, sıhhi tesisat, yangın tesisatı gibi işlerde çalışmıştım. Burada kullanılan ürünleri ve malzemeleri çok iyi biliyordum. Ancak HVAC konusunda bir bilgim yoktu (kısıtlıydı) Ah acaba HVAC ne ki? diye hayıflandığımı hatırlar gülümserim.

Soğutma kulesi iklimlendirme alanında kullanılan bir ekipmandır. Endüstriyel kullanımı da vardır, üstelik bir çok alanda. Ancak ben iklimlendirme alanında olan kısmına değineceğim. Soğutma kulelerinin genel amacı suyun cihaza girip çıkması ve neticesinde sıcaklığının düşmesidir. Buna sebep olan ise hava ile ısı transferi ve buharlaşması esnasında kaybedilen ısıdır. Yaklaşık değer vermek gerekirse 1 gram su buharlaşabilmesi için bir yerden 540 kalori ısı transferi yapması gerekir.

Chiller kelimesi Türkler için biraz talihsiz bir kelime olmuş. Tansu Çiller ile sürekli bağdaştırılan bir kelime. Aslında Türkçe karşılığını endüstriyel soğutucu ve direkt soğutucu olarak düşünebiliriz. Ama zamanında büyüklerimiz! buna adamakıllı bir isim takamadıkları için biz de okunduğu şekliyle “çiller” demekteyiz. Aslında TDK’da bir karşılığı yok. Kullanılması gereken kelime soğutucu veya soğutmaç. Her neyse kelime anlamına takılmayalım. Chiller asıl amacı su soğutmak olan cihazlardır. İklimlendirme amaçlı kullanılabildikleri gibi endüstriyel alanda da proses için gerekli olan suyu soğutmada kullanılmaktadırlar. Endüstriyel alanda kullanılan tiplere usta dili ile “yük çilleri” denilmekle beraber iklimlendirme amaçlı kullanılan cihazlara ise “konfor çilleri, konfor makinesi” denir. Genellikle suyu 7-11 derece arası bir çıkış sıcaklığında sunmaları istenir. 12 veya daha yüksek sıcaklıklarda giren suyun soğutucu akışkan çevrimi ile soğuması amaçlanır. Chiller ünitesinde kondanser (yoğuşturucu) tarafında soğutma kulesi (veya başka bir dış su akynağı) kullanılan cihazlar su soğutmalı, hava kullanılan cihazlar ise hava soğutmalı olarak adlandırılmaktadır. Aşağıdaki görselde su soğutmalı bir cihaz görülmektedir.

Şistine Şapeli’nin Havalandırma ve İklimlendirilmesi

Hep merak etmişimdir. Tarihi mekanlar tarih sahnesinde ve şu anda nasıl iklimlendirme yapılıyor ve havalandırılıyor. Bu konuda akademik bir çalışmam yok ancak neredeyse tüm Türkiye’de gezdiğim her tarihi yapıyı bu gözle incelerim. Bursa Ulucami, Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Selimiye, Çal Mağarası, Zelve, Göreme, Diyarbakır Ulu Cami ve daha niceleri. Hepsine bu gözle bakmışımdır. Ama ötesi yok. E-postama yeni düşen Alarko Carrier’in aylık bülteni sayesinde Vatikan’da yer ala Şistine Şapeli’nin şu an nasıl iklimlendirildiğini ve havalandırma yapıldığını öğrendim.

ceiling-painting-561770_1280

Değişken yüklere hitap edebilmesi için Carrier marka  580 – 1700 kW kapasite aralıklı su soğutmalı soğutma grupları ve ısı pompaları yerleştirilmiştir. Dışarıdan alınan tüm hava 0,1 mikron hassasiyetli filtrelerden geçirilerek iklimlendirme yapıldıktan sonra şapelin içerisine veriliyor. Bu sayede içeriye toz, polen, bakteri gibi yabancı maddeler girememektedir. Sistem sayesinde tavan ve taban sıcaklık farkları, gece ve gündüz sıcaklık farkları çok yakın tutularak  Michelangelo’nun freskleri korunmaktadır. İçeri giren ziyaretçi sayısını otomasyon sistemi tahmin ederek içerideki iklimlendirmeyi de sistem otomatik ayarlamakta. Gerçekten muhteşem.