Kategoriler
Hayat & Kültür

Fetih 1453: Ulubatlı Hasan

Geçen hafta başımdan geçenleri Düşmanı Koru adlı yazımda anlatmıştım. Pazar günü Fetih 1453 filmine gitmeye karar verdim. Daha doğrusu gitmeye mecbur kaldım gibi bir şey. Normal şartlarda sinemada tek başıma film izlemekten acayip zevk alırım. Ancak bu sefer tek başıma gitmedim. Toplamda 5 sap ile beraber filme gittik. Fetih 1453 filmi için bu normal olsa gerek. Gerçi bizim gibi kalabalık maskülen bir gruba rastlamadım hiç. Aksine her yerde hoş hatunlar vardı.

Bilet orta sıranın ortası. Beş kişinin tam ortasına da ben oturdum. Bu arada açım, hemde öyle böyle değil. Aç aç filmi izledim. Beğendim mi? Ehh işte, izlemesem de pek bir şey kaybetmezmişim. Ama izlediğime de pişman değilim. Daha can alıcı bir film yapılabilirdi. Tarih açıp kapatan bir olayı, çok daha basit bir hikaye ile anlatmaya çalışmışlar. E olmamış. Ama Türk Sineması açısından önemli gelişme. Bu arada  yukarıdaki fotoğrafta Ulubatlı yok. Tabi Era ile aşne fişne edersen, abdestin de kaçar, namazı da kılamazsın. Puanım mı ? 10 üzerinden 5,5  

Kategoriler
Hayat & Kültür

Düşmanı Koru

Dün akşam sinemadaydım. Aslına bakarsanız Fetih 1453 için gitmiştim ama, zamanım uymadığı için başka bir filme girmek zorunda kaldım diyebilirim. Nitekim 2,5 saat gibi boş bir zamanım vardı. Gişelere yanaştım, saat 18:33 Salon-1 de Fetih 1453 18:30’da başlamış. En yakın seans ise 19:20 seansı. Ben Heather Morris‘e benzeyen gişe görevlisine yaklaşıp;

Fetih 1453, 19:20 seansına bilet alabilir miyim.

diyor ve önümdeki ekranda boş koltukları görünce yutkunuyorum. Çünkü sadece en ön sıranın ortası ve bir arka sıranın en baş koltuğu boş. Yok yok burada izlenmez bu film diye geçiriyorum içimden. Düşünüyorum ve aklıma 18:30 seansı geliyor. Onda yer var mı diye sorduğum sorunun ardından gelen cevapla, hayır hayır bu soruyu hiç sormadım kabul et, diyorum Morris’e. Az biraz daha düşünürken Morris,

Morris- Beyfendi, rezervasyonlar düştü, bir sürü boş yer açıldı, bakın bu yeşil koltukları seçebilirsiniz.
Ben- O zaman E9 olsun.
M- Tamam ayırıyorum.
B- Olur, şey, film kaç dakika sürüyor.
M- 3 saat sürüyor, 10:20’de çıkacaksınız filmden.
B- Dııııııııııııınnnnnnnn!!! Olmamalı. Aa çok geç. Benim 10’da başka bir yerde olmam lazım.
M- Gülüyor.

Bu gelişmelerin ardından gişelere bakarak ve 2,5 dakika düşündükten sonra Denzel Washington’un oynadığı Safe House (Düşmanı Koru) filmine girmeye karar verdim. En son bu şekilde bir durumla Gladiatör filmini izlemeye gitmişken, Random Hearts (Geçeğin Peşinde) filmine girerek karşılaşmıştım. Nihayetinde 2000 yılındaki gibi filmden çıktığımda memnun kalmadım bu alternatif filmden. Ama hangisi derseniz Safe House derim. Aksiyon, macera, bol patlamalı, çatlamalı film seviyorsanız Safe Hosue kaçırmayın. Filme puanıma gelince 10 üzerinden 5 diyebilirim.