İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Beni takip et – Fallow me!

Herkesin başına gelmiştir kesin. Bilmediğimiz bir yolda bir bilenin arkasından takılarak gitmek. “Beni takip et” diyen kişinin aracının arkasından sessiz sakin takip etmek. Takip etme olayını Jaguar Land Rover teknolojik bir boyuta taşımış ve bulut tabanlı bir navigasyon sistemi geliştirmiş. Yoldaki ve yol kenarındaki tüm ayrıntıları göstermekler beraber, gidilmek istenen noktayı bir araç takip eder gibi gidebiliyorsunuz. Daha önce Volvo’nun sürücüsüz aracı ile ilgili bir video izlemiştim. Bu da ona benzer bir teknoloji ürünü. Yakın zamanda araba sürmek devrim niteliğinde değişecek gibi gözüküyor.

Hangi ülke hangi araba

Hangi ülkede hangi araba daha fazla satılıyor. Merak edeniniz oldu mu acaba. Ben ediyordum taa bu infografiği görene kadar. Aramadan önce ben size söyleyeyim bir kaç tane; Türkiye: Renault Symbol, Almanya: VW Golf.

Üzerine tıklayınca büyür.

20-25 bin TL arası alınabilecek en iyi araba

Araba almak isteyenler için en uygun zamandır güz mevsimi. Hele ki bayramlar da geçmiş ki fiyatlar iyice düşmüştür. Araba almaya karar verdiniz peki ama ne almak istediğinize karar veremiyorsunuz. O zaman bu yazı tam size göre. Ancak şimdiden söylüyorum fikirler tamamen bana aittir. Zevkler ve renkler tartışılmaz deyiminden yola çıkarsak yazıyı beğenmeyenler olacaktır. Ama yapacak bir şey yok.

Öncelikle arabanızın ne yakıtlı olacağına karar verin. Eğer fazla yol yapacaksanız ve bütçenize dikkat ediyorsanız (ki ediyorsunuz yoksa neden 20-25 bin arası araba alasınız) dizel araç almanızda fayda vardır. Nitekim günümüz piyasasında dizel araçlar 0,20 TL/km civarı yakıt yakmaktadır. Bu tüketim benzinli motorlarda 0,40 TL/km civarında olabilmektedir. Ancak benzinli motora sahip dizel araçlar aynı özellikteki benzinli araçlardan 2-3 bin TL daha pahalıdır. Burada yakıtı 2 katı fazla yakar olarak hesaplar iseniz mantıklı olur. Aradaki fiyat farkı da 3 bin TL dersek, basit bir hesapla 15.000 km yol yaptığınız zaman aradaki fark kapanmış olacaktır. Şimdi size şunu belirteyim ki; Eğer kısa vadede bu km’yi yapmayacaksanız benzinli araç almanız mantıklı olacaktır. Fakat 1 sene içinde bu km’yi yapacak iseniz kesinlikle dizel araç almalısınız veya LPG’li de düşünebilirsiniz. LPG’li araç konusuna ayrı bir yazıda değineceğim. Paragraf sonucu; Yılda 15.000 km’nin altında yol yapacaksanız benzinli almanız daha evladır.

Evet şimdi dizel mi benzinli mi olacağına karar vermişsinizdir herhalde. Şimdi vites konusuna gelince; otomatik veya manuel. Eğer büyük şehirde yaşıyorsanız ve trafik yoğunsa kesinlikle önereceğim otomatik vitestir. Manuel ile niye uğraşasınız ki? Otomatik vites araç daha fazla yakar diye bir tabir vardır. Var ancak; manuel kullanımda kim ultra profesyonel kullanabiliyor ki? Hem kullanabilseniz bile çok az fark eder.  Ve bir de otomatik şanzımanın ustası yok ve pahalı geyiği var ki; Artık yurdun en ücra kasabalarında bile otomatik şanzımandan anlayan ustalar mevcut. Büyük şehirlerden bahsetmiyorum bile. Ayrıca pahalı olması sizi pek de ilgilendirmemesi gerek, hem bu şanzımanlar artık bozulmuyor hem bozulsa bile kasko denen bir şey var. Herhangi bir kaza durumunda kaskodan yapılabilir. Manuel vitesin faydalı yönü nedir, hiç yok mudur? Elbette vardır tabi; araçların çoğunluğu manuel vitestir ve manuel vites araç kullanan birisi tüm araçları kullanabilir. Ancak otomatik vites araç kullanan birisi manuel vitese çok zor alışacaktır. Ayrıca bu intiba toplumumuza yerleştiğinden manuel vites arabayı satmak daha kolaydır. Paragraf sonucu; Eğer kalabalık ve zor bir şehirde (yazar burada İstanbul’u betimlemiştir) yaşıyorsanız kesinlikle otomatik, ama nüfus yoğunluğu düşük ve yolları rahat memleketlerde yaşıyorsanız hem kullanım hem elden çıkarma açısından manuel diyebilirim.

Yukarıdaki bilgilerin akabinde aşağıda belirttiğim bazı arabalar alınabilir,

Kule otopark

Wolksvagen’in kule otoparkı. Adamlar düşünmüş yapmışlar. Wolfsburg’ta yer alan otoparkın günlük ziyaretçi sayısı 5.500. Uzun zamandan sonra  ilk yazım oldu. Arada sırada yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın.

Otopark'ın dışarıdan görünüşü

Otopark ile ilgili 3 dakikalık bir video.

Otomatik vites araba

Yıllarca söyledim otomatik vites araba nedir diye? Araba dediğin manuel olmalı, el viteste durmalı (şaka şaka) İki hafta önce İstanbul’da otomatik vites araba (Peugot 308) kullanana kadar tercihim tamamen manuel vites üzerineydi. İstanbul trafiğinde otomatik vites araba kullanmanın keyfine varınca şimdi tercihim için düşünüyorum hala.

Tasarruflu araba kullanma teknikleri

Benim şahsen hiç arabam olmadı. (küçük emrah mode off) Ancak 1996 yılından itibaren araba kullanmayı bilen ağır vasıta ehliyet sahibi ve bir çok çeşit ve modelde araba, minibüs, otobüs, kamyon kullanmış birisi olarak bir kaç tavsiyem olacak. Yakıt fiyatlarının alıp yürüdüğü şu günlerde tasarruf şart. Özellikle de trafikte saçma sapan araç kullananları gördükçe aklım başımdan gidiyor.

Arabanızı agresif kullanmayın
Herkes sanki ralliye katılmış veya kız kaçırıyor.  Işıklarda arabalar bir çizgiye gelmesin. Bir an önce herkes kalkışını yapar ve 0-100 km/h’e rekor seviyede ulaşır. Bu yanlış, yapmayın. Vites geçişlerinizi makul düzeylerde tutun. Gaz pedalına birden yüklenmeyin. Belki birden hızlanırsınız ve kısa zamanda fazla mesafe kat edersiniz ama bu gereksiz yere (eğer acil işiniz yoksa) cebinizden fazla para çıkmasına neden olur.

Trafiği ve trafik işaretlerini kontrol edin
Trafikte sıkça karşılaştığım bir durum. Işıklar kırmızı yanıyor ancak solumdan bir araç jet gibi geçiyor. 150 metre ileride ışıklara gelince acı bir fren.  İyi de ne gerek vardı. Işığın yandığı belli. O sürati neden? Duracağınız aşikar olduğu durumlarda gereksiz yere hız yapmayın. Ayrıca önünüzdeki aracı da mantıklı bir şekilde takip edin. Olası frenlemelerde sizde aranızdaki mesafeye göre fren veya gaz kesme yapabilirsiniz. Unutmayın gaz kesme > frenleme. Ayrıca yeşil dalga hızı olan yerlerde kesinlikle bu hıza uyun.

Küçük vitesten kaçının
Manuel vites araçlar için küçük vitesten kaçının. Vites geçişlerinizi optimum seviyede yapın. Nedir bu optimum seviye diye soracaksınız elbette. Bildiğimiz gibi dizel arabaların devir saatleri 5-6 bin devirlerde.  Benzinlilerde ise 7-8 bin devirlerdedir. Yüksek devirde araç fazla yakıt tüketir. O zaman düşük devirlerde kullanalım gibi seçenek ise motorda kurumlaşma denilen hadiseyi doğurabilir. Ayrıca motor parçalarına zarar verebilir. O zaman yukarıda söylediğim gibi optimum değeri bulmamız lazım. Benim sürüş felsefeme göre 1- 1.400, 2- 2.300, 3-2.700, 4-3.000, 5-3.000 değerleri makul görünüyor. Artık alışmışım ve bu değerlerde kullanıyorum dizel araçları. Benzinli motorlarda ise yaklaşık 200-300 devir yükseltilebilir.

Motor ısıtma
Yılların şoförlerinde gördüm. Araca binilir ve marşa basılır basılmaz gaza köklenir. Bu tam manasıyla motorun anasını ağlatmaktır. Daha yağlaması tam olarak gerçekleşmemiş motorun pistonlarını yüksek devirle çalıştırmak. Hiç ısınma, antreman  yapmadan 100 metre koşusuna başlamak gibi bir şey. Onun için hava çok soğuk olsa bile motoru çalıştırdıktan sonra gaza basmayın, rölantide 30 saniye çalışması yetecektir. Bu şekilde yakıttan önemli ölçüde tasarruf edersiniz. Eğer 30 saniye gibi bir bekleme zamanın yoksa da kısa bir süre düşük devirde seyrediniz. Ayrıca 1 dakikadan fazla bekleyecekseniz aracınızın kontağını kapatınız, az ise kapatmayınız rölantide çalışsın.

Yakıt istasyonu
Aracınıza hangi yakıtın iyi geldiğini bilin. Bunu deneme yanılma yolu ile, servise veya ustaya danışarak öğrenebilirsiniz. Yakıtlar büyük oranda aynı olmakla birlikte içerilerine katmış oldukları bazı katkılar bazı motorlara iyi gelmekte ve daha az yakmalarına sebep olmaktadır. Bunun için favori yakıt istasyonunuzu belirleyin. Yakıtınızı havanın soğuk olduğu zamanlarda alın. Sabah erken veya akşam geç saatlerde. V=m/d formülünü hatırlayın. Pompalar V’yi ölçer. Yani hacmi. d ise yoğunluktur. Yakıt soğuk havada daha yoğun olur. O zaman d ne kadar büyük ise V o kadar küçük olacak. Bunun için yakıtın en yoğun olduğu zaman depoyu fullemek en mantıklısı. Ayrıca bazı markaların yakıt yoğunlukları diğerlerinden düşük veya yüksek olabiliyor (katkılarından dolayı)

Gerek yoksa klima ve cam açma
Kışın sıcak klima açanlar gördüm. Siir mısrası gibi oldu ama var. Kışın klimanın sıcak kısmını açanları biliyorum ben. Halbuki manuel sıcak fan ile de içeriyi ısıtmak pekala mümkün. Gerek yok. Çünkü klima çalışması yakıt tüketimini artırır. Hadi oradan klima ile motorun, yakıtın ne alakası var demeyin. Klimanın kompresörünün tahrik olması için motordan kuvvet alınır. Bu da ekstra yakıt tüketilmesine neden olur. Klimayı kapatıp cam açma ise net bir çözüm değildir. Nihayetinde açık camlardan içeri hava girecek ve sürtünmeden dolayı hız kaybı olacaktır. Bu hız kaybı için gaz daha fazla basılacak ve daha fazla yakıt tüketilecektir. Onun için araçta gereksiz yere klima ve cam açmayın. Arabanızı serin yerlere park ederek, fazla giyinerek (makul ölçüde, sürüşü engellemeyecek) veya giyinmeyerek (ahlak kuralları çerçevesinde :)), açık renk araba tercih ederek, güneş yansıtıcı kullanarak mantıklı çözümler üretebilirsiniz.

“Yürüründe sorun yoktur”
Arabanızın yürüründe sorun olmasın. Özellikle rot, balans, teker havaları daima istenilen değerlerde olsun. Lastik havalarınız istenilen değerlerin maksimumunda olsun.

Not I: Yukarıdaki arabanın aynısından alma niyetindeyim. Elinde veya yakınlarında olan varsa benimle iletişime geçebilir. Özellikler; 2004-2006 arası Megane II 1.5 DCi Dynamique HB + sunroof. Kilometresi düşük olması tercih sebebidir.

Drive YoYo

Yeni bir site keşfettim. İsmi http://www.driveyoyo.com/ ne yaptığını ilk başlarda anlayamadım. Siteyi biraz inceledikçe en sonunda bana yaramaz bu dedim. Efendim sistem aslında basit; Son model lüks arabalara (şu anda sadece BMW ve Mini Coupe) istediğiniz kadar sahip olabiliyorsunuz. İsterseniz 1 saat isterseniz 24 saat. Yani oto kiralamada ki en büyük sıkıntı saatlik kiralama burada çözülmüş.

Üstelik benzin bedava? Hemen sevinmeyin. Saatlik ücretler en düşük modelde 19 TL civarında. Ayrıca kullandığınız km başı 0,50 TL ödüyorsunuz. Yani kiraladığınız araba ile 2 saatte 80 km yol yaparsanız vereceğiniz ücret 78 TL gibi bir rakam ediyor. Ayrıca sisteme aylık üye oluyorsunuz, bir de arabayı açmak için bir kart var. Bu kart da ücretli. Yani nereye dokunsanız para. Bana pek kullanılabilir bir sistem gibi gelmedi. Nihayetinde çok pahalı. Arabaları ise İstanbul’da tespit edilen 6 bölgeden alabiliyorsunuz. Bu da normal oto kiralamadan ayrılan bir özellik değil.

Sistemin bana göre eksikleri;

Mobil ile iletişimli olarak arabayı istediğimiz noktadan alabilme ve bırakabilme. Mesela Kadıköy sahildeyim. Arkadaşlar ile beraber karar verdik bir kaç yere gitmeliyiz. Hemen telefonumdan bana en yakın arabayı bulmalı (bu araç yürüme mesafesinde olmalı) el-kartımla beraber kapısını açıp içine girmeli ve istediğimiz yerlere gitmeliyim. Sonuçta da arabayı istediğim yere bırakmalıyım. Tekrar Kadıköy’e kim dönecek. Hem belki arabayı bıraktığım yerde arabaya ihtiyacı olan var. (Mevcut sistemde arabayı sadece aldığın yere bırakabiliyorsun)

Ücretler çok pahalı; yukarıdaki iş modeliyle beraber araba segmenti düşürülebilir. Böylece kullanma fiyatları da düşecektir. Bu proje üst gelir grubuna hitap etmiyor nihayetinde. Onların arabası var.