İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Güneş enerjisi bedava mı?

kaynak: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğükaynak: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü

Ülkemiz güneş zengini bir ülke diyebiliriz. Ancak kullanım oranına bakıldığında aynı zenginliği ne yazık ki göremiyoruz. “Dere akar, Türk bakar” diye meşhur bir söz var ya işte o misal. “Güneş vurur, Türk durur” Bu sözü de ben söyleyeyim bari. Ülkemiz güneş kaynaklı elektrik üretimine son derece müsait olmasına rağmen şu an ki durum hüsran. 2014 yılı itibari ile kurulu gücümüz 40 MW. Güneş ışınım gücü bizden %60 daha az olan Almanya’nın kurulu gücü ise 38.359 MW. Aradaki fark ise şaka gibi. Küsuratının küsuratı kadar bile yokuz. Adamların onlar hanesi 59 MW bizim tüm gücümüz 40 MW. Üstelik bize gelen güneşin %40’ı oraya vuruyor. Doğru orantı ile bizim güneşten kaynaklı kurulu gücümüzün 95.897 MW olması gerekiyor. Ancak bu rakamı 3023’te bile göreceğimiz şüpheli. O tarihe kadar zaten bu yazıyı okuyan hiç kimse yaşamayacak.  Almanya’nın güneş haritası hemen altta. İki görselden de hemen anlaşılacağı üzere Almanya’nın güneş için en verimli kesimleri olan güney kısımlarında yıllık ışınım oranı 1350 kWh/m² iken Türkiye’nin en verimsiz uç bölgelerinde bile 1400 kWh/m² ile daha fazladır. Ancak ne hikmetse güneşten elde ettikleri elektrik miktarı bizim tam 1.000 (yazıyla bin) katımız.

almanya_gunes_haritasikaynak: wikipedia

Avrupa’da güneş konusunda İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkeler ile birlikte en zengin ülkeler olduğumuz bir gerçek. Ancak karşılaştırmada hepsinden geriyiz. Norveç‘in önündeyiz çok şükür. Çünkü onların hiç güneşi yok. Ancak adamlar inat etmiş bu sefer de güneş panellerinin içinde kullanılan silikon hücrelerini dünyadaki en büyük üreticisi konumuna gelmişler. Aşağıdaki listede biz yokuz ama 40 MW ile 20. sıradan giriş yapmamız lazım listelere. Potansiyel bakımından ilk 3 ancak üretim bakımından 20. sıra. Dokuzuncu sırada yer alan Romanya‘nın yıllık 49 MW üretimden birden 1.000 MW a çıkması ise takip edilmesi gereken bir atraksiyon. Devletin yeşil sertifika programı ve teşvikleri ile birlikte bu patlama yaşanmış. Aynı durum şu an Türkiye için de biraz geçerli. Ancak durum biraz farklı. Romanya’nın yeşil sertifika programı biraz daha teferruatlı. Ürettiğin elektriği satma üzerine kurulu bir sistem, bizdeki gibi. Yenilenebilir kaynaklardan elektriğini üret ve sat. Üstelik kaynakların cinsine göre alacağın GC (green cerfiticate) daha fazla. Yani daha fazla yeşil elektriği daha ucuza millete satabilirsin. Örnek olarak rüzgardan 2 GC kazanıyorsan güneşten 6 GC kazanıyorsun ve daha çok satabiliyorsun. Güzel bir sistem. Ülkemizde de bu mantıkla küçük küçük derelere bir çok HES yapıldı ve halen yapılmakta. Böyle bir puanlama sistemi bildiğim kadarı ile bizde yok. Romanya’da yeni HES’lere 3 GC puanı, son teknoloji ile yenilenmiş HES’lere ise 2 GC puanı veriliyor. Tabi güneş enerjisindeki 6 GC puanına göre nispeten az. Türkiye’de de aynı durum söz konusu olmuş olsa idi yatırımcılar güneş tarafını seçmeleri daha muhtemeldi diye düşünüyorum. Türkiye’nin de yenilenebilir enerji politikaları gözden geçirilmeli ve daha köklü iyileştirmeler yapılmalı.

avrupa_gunes_haritasi kaynak: http://solargis.info/imaps

avrupa_gunes_kurulu_guckaynak: wikipedia

İşeyen duvar

İşim gereği bu tip durumlar ile bir çok kez karşılaştım. Duvarımıza işeyen belki olmadı ama vatandaş tarafından hor kullanan, amacı dışında kullanılan bir çok ekipmanımız ve demirbaşımız oldu. Hepsinde çeşit çeşit önlemler aldık ama St. Pauli Belediyesi’nin çözümü bambaşka. Sarhoşların çoğunlukla işedikleri duvarlara bir çeşit kimyasal kaplama uygulayarak sidiğin daha fazla sıçramasını sağlamışlar. Bu şekilde duvara işeyen zerhoşun sidiği duvardan kayıp aşağı inmek yerine, muhteşem bir sıçrama yaparak zerhoşu hep sidik etmekte. Güzel fikir.

Videoda İngilizce alt yazı vardır.

Başkalarının Hayatı mı? Risk!

das-leben
Alman sinemasına, Almancaya ve II. Dünya Savaşı’na ilgim var. Enver Paşamıyım neyim bilemedim. Ancak bu ilgi beni bir çok Alman temalı film izlemeye gark etti. Nitekim bir çoğunu da bloğumda paylaştım. Örnek olarak burada kaleme aldığım  Das Boot  ve La Vita a Bella‘yı verebilirim. Sanırım Başkalarının Hayatı orijinal adı ile Das Leben der Andersen bu blogta bahsettiğim üçüncü film olsa gerek. Film Doğu ve Batı Almanya arasındaki yaşamdan kesitler sunmakta ve fikirler vermekte. Başkalarının hayatı için kendi kariyerini ve hayatını tehlikeye atan adamımız karizmatik bir rol kesiyor.