İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar


           

Ölüden enerji elde etmek?

Tüm dünyada bir enerji dar boğazı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Nitekim enerji uğruna savaşlar çıkmakta ve nice masum insanlar yerinden yurdundan olmakta ve hatta ölmekte. Bin kılıf uydurularak yapılan enerji savaşları, gözlere sahte perdeler çekmekte ve olan masum insanlara olmakta. Güçlü olanlar ezmekte, enerjiye ulaşmakta ve sefasını sürmekteler. Bu kadar hayati bir metanın (enerji kaynaklarının) elde edilebilmesi, verimli kullanılması ve tasarrufu haliyle önem arz ediyor. İngiltere’de enerji konusuna son derece önem veren ülkelerin başında geliyor. İrlanda’nın enerji verimliliğine önemini daha önceki “Enerjiyi verimli kullanma (kullan)” yazımda anlatmıştım.

İngiltere sinekten yağ çıkarmanın peşinde. Krematoryumlarda (ölülerin cesetlerinin yakıldığı yerler) cesetlerin yakılması ardından çıkan sıcak baca gazından yararlanmanın yolunu aramışlar ve bulmuşlar. Krematoryumdan çıkan baca gazlarından bir eşanjör yardımı ile suyu ısıtmaktalar. Isıtılan suyu ise krematoryumun ofis kısımlarında, ibadet kısımlarında hatta etraftaki yapılarda kullanmaktalar. Bu sayede hem enerjiden tasarruf edilmiş oluyor hem de baca gazının sıcaklığı azaltılıyor. Azaltılan baca gazı sayesinde atmosfere atılan cıva diğer zarar verebilecek metal gazlarının da azalması sağlanıyor. Nitekim ölülerin dişlerindeki dolgularda bol miktarda cıva yer almakta ve İngiltere Yasaları bunun atmosfere karışmasına karşı. Baca gazlarının daha düşük seviyelerde olmasıyla bu sorunda ortadan kalkmakta.

krematoryum_enerji2

Redditch Krematoryumu’nda bu şekilde elde edilen ısı hemen yanındaki Abbey Stadyumu yüzme havuzunda, suyu ısıtmak için kullanılmakta. İnsan yüzerken bir hoş olur ama öyle yapacak bir şey yok. Hem bu sayede stadyumun yıllık gaz faturaları yaklaşık 15.000 sterlin azalmış. Türkiye’de krematoryum yok. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Osmanlı zamanında yapılmış ancak daha sonra yıkılarak otoparka çevrilmiştir. Bir kaç sene önce Antalya’da yapılması planlanmıştı ancak yapıldığı ile ilgili hiç bir bilgi yok. Yapılmadı galiba. İngiltere’de ise yaklaşık 240 krematoryum bulunmakta ve tespitlerime göre 2 adetinde bu sistem bulunmakta.

abbey-stadyum

Redditch-krematoryumu

Romatik rüzgar türbini!

Rüzgar türbini arka planlı romantik klip ve film çekimine artık son. Yazdığım yazıda da amacının dışında kullanılan rüzgar türbinlerini artık hiç bir yönetmenin arka plan çekmeyi arzulayacağını düşünmüyorum. Nitekim çelik bar tipinden yamuk beşgen çelik kafes yapısına geçiş yapılmakta yavaş yavaş. Bu sayede istenilen yüksekliklere daha ucuz, hızlı ve güvenilir çıkılmakta. Bu sayede hem maliyetten tasarruf edilmiş oluyor hem de yüksekteki rüzgarın hızı ve stabilitesinden faydalanmak için.

ruzgar_turbini_kafes

Şistine Şapeli’nin Havalandırma ve İklimlendirilmesi

Hep merak etmişimdir. Tarihi mekanlar tarih sahnesinde ve şu anda nasıl iklimlendirme yapılıyor ve havalandırılıyor. Bu konuda akademik bir çalışmam yok ancak neredeyse tüm Türkiye’de gezdiğim her tarihi yapıyı bu gözle incelerim. Bursa Ulucami, Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Selimiye, Çal Mağarası, Zelve, Göreme, Diyarbakır Ulu Cami ve daha niceleri. Hepsine bu gözle bakmışımdır. Ama ötesi yok. E-postama yeni düşen Alarko Carrier’in aylık bülteni sayesinde Vatikan’da yer ala Şistine Şapeli’nin şu an nasıl iklimlendirildiğini ve havalandırma yapıldığını öğrendim.

ceiling-painting-561770_1280

Değişken yüklere hitap edebilmesi için Carrier marka  580 – 1700 kW kapasite aralıklı su soğutmalı soğutma grupları ve ısı pompaları yerleştirilmiştir. Dışarıdan alınan tüm hava 0,1 mikron hassasiyetli filtrelerden geçirilerek iklimlendirme yapıldıktan sonra şapelin içerisine veriliyor. Bu sayede içeriye toz, polen, bakteri gibi yabancı maddeler girememektedir. Sistem sayesinde tavan ve taban sıcaklık farkları, gece ve gündüz sıcaklık farkları çok yakın tutularak  Michelangelo’nun freskleri korunmaktadır. İçeri giren ziyaretçi sayısını otomasyon sistemi tahmin ederek içerideki iklimlendirmeyi de sistem otomatik ayarlamakta. Gerçekten muhteşem.

Drone vs. Kanguru

Avustralya’da kanguruların günlük yaşamını çeken bir insansız hava kamerası drone), çekimi yapılan kanguru tarafından vurularak düşürüldü. Drone kullanılamaz durumda.

Beni takip et – Fallow me!

Herkesin başına gelmiştir kesin. Bilmediğimiz bir yolda bir bilenin arkasından takılarak gitmek. “Beni takip et” diyen kişinin aracının arkasından sessiz sakin takip etmek. Takip etme olayını Jaguar Land Rover teknolojik bir boyuta taşımış ve bulut tabanlı bir navigasyon sistemi geliştirmiş. Yoldaki ve yol kenarındaki tüm ayrıntıları göstermekler beraber, gidilmek istenen noktayı bir araç takip eder gibi gidebiliyorsunuz. Daha önce Volvo’nun sürücüsüz aracı ile ilgili bir video izlemiştim. Bu da ona benzer bir teknoloji ürünü. Yakın zamanda araba sürmek devrim niteliğinde değişecek gibi gözüküyor.

Artırılmış gerçeklik ile dijital hayata giriş

Artırılmış gerçeklik ile ilgili yapılmış aşağıdaki video gerçekten ufuk açıcı. Yakın gelecekte (ki ben 2020’den sonra tahmin ediyorum) bir çok alanda artırılmış gerçeklik ürünlerini bulabileceğimizi düşünüyorum. Şu an da bile bazı restoranlarda kullanılan teknoloji ile yemeğinizi sipariş verdiğiniz anda nasıl bir şekilde gelebileceğini görüyorsunuz. Şimdilik daha çok reklam ve pazarlama mecralarının ilgisini çeken teknoloji tüm hayatımıza yayılacaktır şüphesiz. Örneğin maketten ev satışı yasaklandı (sözde herkes yine maketten satış yapıyor) ancak artırılmış gerçeklik teknolojisinden faydalanmak serbest olabilir. Örnek olarak bakınca sitenin içinde yürüyen çocuklar, havuzda yüzen insanlar, evlerin camlarından dalgalanan perdeler görülebilir. Satışlara da muhteşem katkısı olabilir. Şurada bir örneğini yapmışlar ama ben fazla beğenmedim. Daha fazla füturistik olunabilirdi. Eğitim sistemi bile bu teknoloji sayesinde tamamen değişebilir. Laboratuvar veya atölyeler tarihe karışabilir. Haliyle okul mimarileri de değişebilir. Gelecekte çok daha farklı bir dünyada yaşayacağımız kesin. Nasıl Osmanlı zamanında yaşayanlar televizyonu, radyoyu ve interneti hayal edemiyorlarsa bizim de hayal edemediğimiz bir çok teknoloji vardır. Hayal ettiklerimiz bu kadar ufuk açısı gözüküyorsa, hayal edemediğimiz teknolojilerin yer aldığı dünyada yaşamak nasıl olurdu?

Dil öğrenme gereksinimi kalkacak mı?

Dil öğrenme gereksinimine her zaman önem vermişimdir. Ben değil sadece bunu herkes söylüyor. En bilineninden Bedri Rahmi Eyüpoğlu’ndan gelsin;

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler küfürler masallar da caba,
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime aslan ağzında
Her kelimeyi bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesini be
Gümbür gümbür gümbürdemesini bileceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Memiş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

Ancak Skype’ın geliştirdiği konuşmalarda simültane tercüme teknolojisi işin rengini değiştiriyor. Nasıl olur diyorsanız aşağıda örneği mevcut. Bence de gayet başarılı olmuş. Beta aşaması için çok derli toplu gözüküyor ki bu daha da geliştirilecektir. Bunun bir tık ötesi google glass için entegrasyon neden olmasın. O zaman günlük hayatta da dil bilmeye gerek kalmayabilir. Ne bileyim bu iş beni hiç açmadı. Bağnaz mıyım neyim bilmiyorum ama dil bilmek gerekli. Hem de Rahmi Eyüpoğlu’nun dediği gibi. Cihazlara bağlı kalarak olmaz ki! Olur mu yoksa?

Tweet-ül havadis

Aşağıda twitter üzerinden dünyada atılan tweet yoğunluğuna göre çıkartılmış bir harita var. Haritadan da anlaşılacağı üzere Türkiye’deki twitter kullanımı büyüklüğü dehşet verici.

Sayfalar:123456789...38