İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Çok doğru

Az önce denk geldiğim güzel bir vecizeye burada yer vermek istiyorum. Theodore Levitt’den gelsin;

Müşterinin ihtiyacı matkap değil, deliktir.

thedore

Kapatma!

Geçen hafta Gebze’ye yaptığım seyahatte gördüğüm manzara karşısında irkildim. Huzurkent Mahallesinde belediye otobüsü beklerken karşıda çok katlı bir binanın cam menfez deliklerinin kapatıldığını gördüm. Üstelik hepsinden de bir adet kombi bacası çıkmakta idi. Evet hepsinde doğalgaz kullanımı var olduğunun bir kanıtı bu! Peki olası bir sızıntı durumunda gazın dışarı tahliyesi nasıl olacaktı? Bu menfez delikleri de kapalı olduğundan düşünmek bile istemiyorum.

WP_20160328_001

WP_20160328_002

Ey su boşa akma!

Hepimizin her gün başına gelen olaydır; duş yapmadan bataryanın sıcak tarafını açmamıza rağmen suyun ısınmasını beklemek. Bu esnada 3-6 litre arasında su heba olur. Bazı tesisatlarda ise bu rakam 10 litreyi çok rahat geçmekte.

4-5 sene evvel ağabeyimin kayın pederi antika Ali Amca bana kendi banyosunda da böyle bir problem olduğunu (herkes gibi) sıcak suyun gelmesine kadar geçen zamandaki soğuk suyu tekrar termosifona nasıl aktarabileceğini sormuştu. Ne yapabilirim, başka bir önerin var mı demişti. Benim de şimdi hatırladığım kadarıyla, Ali Bey Amcacığım sana şu anda net bir şey diyemem ancak bunun için bir pompa-mekanizma düzeneği yapılabilir. Aslına bakılırsa ev sıhhi tesisatını üç borulu (sirkülasyon hatlı) yapmak buna bir çözüm demiştim. Ancak bu seferde sudan kazanım olacaktı belki ama yakıttan müsriflik olacaktı derken konu kapanmıştı. Kendisi bu suyu bir kovaya boşaltıp ondan sonra herhangi bir yerde kullandığını belirtmişti.

Tam da bu minvalde bir kickstarter projesi ile karşılaştım bugün. Esferic diye bir İspanyol şirketin ürünü: Water Drop. Bu suyu kovada değilde alttan hortumu bulunan plastik bir poşete dökmek sonra da istediğin yerde kullanmak üzere tasarlanmış bir alet. Malzemesi poliüretan yani plastik. Ancak geri dönüştürülmüş atık malzemelerden üretiliyor.

waterdropturkiye

Su tasarrufu

su-tasarrufu

Doğru seçimlerle direkt veya endirekt olarak sudan tasarruf edebilmemiz olası. Hem daha sağlıklı hem de daha konforlu bir şekilde.

Puant (üç zamanlı) elektrik tarifesi

elektrik_puant

İki gün önce yeni, sıfır elektrik aboneliğimi yaptırmak için bölgedeki elektrik kurumuna gittim. Sohbet muhabbet derken en son abonelik için doldurulan bir kağıt elime iliştiriliverdi ve doldurmaya başladım. Kimlik ve adres bilgilerini yazıp görevliye uzattım. Tam bu arada “Benim saatim 3 zamanlı (T1, T2, T3) özelliğe sahip, yeni bir elektrik saati, faturalandırılmam 3 zamanlı olacak değil mi? diye sordum. “Hayır!” cevabını alınca şaşırdım biraz. Nedenini sorduğumda “İsterseniz seçebilirsiniz” dedi yan masada oturan diğer görevli genç elektrik teknisyeni arkadaş. Kağıtta gerçekten de Tek Zamanlı ve Üç Zamanlı (Puant) seçeneğinin olduğunu gördüm. Biraz muhabbet ettikten sonra kimsenin üç zamanlıyı seçmediğini ve üç zamanlıya yönlendirilmediğini anladım. İşletmedeki kişiler de tek zamanlı tarifeler kullanıyorlardı. Aradaki fiyat farkını sorduğumda net bir cevap da alamadım açıkçası. En son oturduğum 2-3 evde ben de hep tek zamanlı tarifeler kullandığımdan son tarife fiyatlarından benim de haberim yoktu. Hemen internetten bir araştırma yaptım ve puant zamanda bariz bir fark olduğunu diğer zamanlarda ise indirimli olduğunu gördüm ve puantı yani üç zamanlıyı seçtim.

Aşağıda tek ve üç zamanlı arasındaki fiyat farkı görülüyor.  01.07.2015 tarihi için geçerlidir. Tablo gazelektrik.com adlı internet sitesinden alınmıştır.

puant_tek_zaman

puant_zamanlari

Vay benim çam ağacım vol.3

2014 ağustos ayında dikili bir ağacım olması hasebiyle bir “sarıçam” dikmiştim. Aradan 9 ay geçtikten sonra, ağacımı ziyaretimde görmüş olduğum manzara hiç iç açıcı değildi. Ben nispeten daha büyük bir ağaç beklerken, karşıma kolu kanadı kırılmış bir şey çıkmıştı. Biraz içim burkulmuştu ancak ağaç solmamıştı. Az biraz tutar dalı vardı. Büyür dedim ve geçtim. Dün tekrar ağacımın yanına gittim. Aradan 1 yıl geçmişti. Ağacım günden güne geriye gidiyordu. En son gördüğüm görüntü aşağıdaki gibiydi, yıkılmıştım!

WP_20150830_003

Ağaç yok. Koskoca sarıçam beklerken ağaç otlar arasında kaybolmuştu. Hemen gittim orağı aldım ve ağacımı aramaya başladım. Ölüsünü ya da dirisini bulmalıydım. Ben onu ne zahmetlerle dikmiştim. O ise biraz da yanlış yere dikilme sebebiyle büyüyememişti. Derken onu buldum! Nefes alıyordu…

WP_20150830_015

Artık onu yaban ellerde savunmasız bırakamazdım. Onu koruma altına almam gerekiyordu. Mevcut bölgede özel koruma olanağı olmadığından, pasif koruma yöntemlerini düşündüm. Düşündüm ve sonunda aşağıdaki çözümü buldum.

WP_20150830_018

İşimi bitirdim ağacımı koruma altına aldım derken, gözüme bir şey ilişti. O da neydi, zıplaya zıplaya gidiyordu. Çocukluk arkadaşımı görmüş gibi oldum. Evet evet bu oydu “Zalim Gostanga” Çocukluğumu yiyen, daha doğrusu birbirini yiyen “Zalim Gostanga”. Çocukluk işte, küçükken bunları bu şekilde bacaklarından tutup, önce ot yedirirdik. Sonra ise ikinci aşamada karınca falan yedirirdik. Son aşamada ise düelloya hazır hale gelirlerdi ve abimle beraber bahis yapardık. Kimin gostangası kiminkini yiyecek. Baş kısımları birbirine bakacak şekilde savaşa başlarlardı ve savaş sonunda biri diğerini yerdi. Evet tam manasıyla yerdi. Gerdanından girer, ağzını burnunu, antenlerini yer bitirirdi. Bazen öyle olurdu ki zayıf (kavgada zayıf) gostanganın elimizde sadece bacakları kalırdı. Bütün vücut diğerinin midesine inerdi. Ne kötü bir işmiş, şimdi anlıyorum.

gostanga_gostik

Sayfalar:1234567...17