İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Dijitalleşme

Az önce aşağıdaki market insert ini incelerken sol altta görülen buz torbasına sağ elim gitti birden. Parmagimla resmin üzerine basmaya tam yelteniyorken bir dakika ne yapıyorum dedim ve kendime geldim. Bir an beynim bana baş ta başka açılardan fotoğraflar gör dedi. Ancak ne arar.

Evet herhalde 10 seneye kalmaz bu insertler tam dijitile geçmiş olur. Artık marketin önünden geçerken veya mahallede otomatik olarak telefonlara insert reklamlar gelir.

Osmanlı döneminde kompanzasyon

Merhaba Uzun bir aradan sonra bu yazılımı yazıyorum Osmanlı döneminde kompozisyon konusuna değinmek istediğim biraz siz de takdir edersiniz ki Osmanlı döneminde elektrik tüketimi oldukça yaygındır ve bu elektrik tüketimi yapılırken kompanzasyon sistemlerinde gerektiriyordu Çünkü Osmanlı döneminde ile endüktif yükler aşırı derecede fazla idi. Bu arada şunu da söylemeliyim ki bu yazıyı cep telefonundan yazdım ve hiçbir şekilde kalem kağıt ya da klavyeyi kullanmadım Sadece konuşarak yazdım.

Rahat kafa ile İstanbul

Kafamın çok rahat olduğu söylenemez ama umarsızca gezdim bu sefer İstanbul’da. Uçakla geldim, otobüse, metroya, tramvaya, Marmaraya, taksiye falan hepsine bindim. Rahat rahat, acele etmeden. Şahsi arabayla da gezdim. İstanbul kart ile de gezdim.

IMG05589-20160527-1629

Taksime gittim, Kızılkayalar’da ıslak hamburger yedim. Gümüşsuyu’ndan aşağı kaykılıp Vodafone Arena’nın yanından geçip daha önce hiç gitmediğim Dolmabahçe Sarayını ziyaret ettim. Rehber eşliğinde selamlık bölümünü gezdik. Kokoreç yedim, vapurla karşıya geçtim. Tüm bunları yaparken 1,5 kitap bitirdim. Güzel oldu, iyi de oldu tamam mı.

IMG05587-20160525-1834

IMG05583-20160525-1718

IMG05584-20160525-1718

Ümraniye’de arkadaşın yanına uğradım. Arabayı 2 dakika ya park ettim ya etmedim. Arabaya döndüğümde 2 adet kartvizit arabanın camında beni bekliyordu. Yorulduğumu ve masaja ihtiyacım olduğunu anlayan iyi niyetli vatandaşlar kartvizitlerini bırakmışlardı. Bu ince davranışlarından ötürü arkadaşları tebrik ederim ancak gidemedim. Reklam olmasın diye numaralarını sileyim.

IMG05588-20160527-1449

Güzel güzel ve rahat rahat gezmek ve kafa dağıtmanın ötesinde bu gezinin bana iki katkısı oldu. Birincisi; metroda, tramvayda, otobüste veya zaman buldukça Marmara Forum D&R Mağazası’ndan aldığım George Orwell “Hayvanlar Çiftliği” kitabını okumam oldu. 1984 adlı romanı okuduktan sonra uzun zamandır listemde olan bu kitabı okumak ilk kitabın ardından 5 sene sonraya nasip olmuştu.

hayvanlarciftligi

İkinci katkı ise şans eser Sirkeci’den tramvaya giderken denk geldiğim İş Bankası Müzesi oldu. Bir anda baktım müze ve kapıda “Eski zamanlarda bankacılık işleri nasıl yapılıyordu” diye bir soru cümlesi. Müze ve bu gibi teknolojik hadiselere meraklıyımdır. Hiç düşünmeden daldım içeri. Kapıdaki görevliye “Burası müze mi?” diye sordum. Evet cevabın alınca hemen üst kata çıktım ve 1 numaralı odadan başladım. Daha bir iki oda dolaşmadan İş Bankası ismini hemşehrim Hasan Saka‘nın verdiğini öğrendim. Hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim. Tüm eski tip mekanik hesap makinelerini, fotokopi makinelerini, zarf açacaklarını, tartıları gördükçe heyecanlandım. Tahminimce 2 saat harcamışımdır müzede. Akabinde ayrıldım.

antikahesapmakinesi

El yapımı deri kartlık

Alkışlarlayaşıyorum‘da bu gün denk geldim bu videonun bir benzerine. Biraz araştırınca zanaatkarın aslında Ian Atkinson adında bir bilgisayar programcısı olduğunu gördüm. Profesyonel olarak Leeds’te bir üniversitede çalışmakta, hobi olarak ta deri işleme, fotoğraf, soyağacı bilimi, savaş sanatı ile ilgileniyormuş. Takdir edilesi derecede deri işleme ürünlere ve fotoğraflara sahip olduğu bir gerçek. El emeği göz nuru deri ürünleri ise internetten güzel fiyatlarla pazarlıyor. Bu da güzel…

Ian youtube önizleme özelliğini kapattığından buradan izlemek pek mümkün değil, siteye yerleştirilemiyor. Bağlantı için tıklayın.

ian_handmade_wallet

Güneş enerjisi bedava mı?

kaynak: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğükaynak: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü

Ülkemiz güneş zengini bir ülke diyebiliriz. Ancak kullanım oranına bakıldığında aynı zenginliği ne yazık ki göremiyoruz. “Dere akar, Türk bakar” diye meşhur bir söz var ya işte o misal. “Güneş vurur, Türk durur” Bu sözü de ben söyleyeyim bari. Ülkemiz güneş kaynaklı elektrik üretimine son derece müsait olmasına rağmen şu an ki durum hüsran. 2014 yılı itibari ile kurulu gücümüz 40 MW. Güneş ışınım gücü bizden %60 daha az olan Almanya’nın kurulu gücü ise 38.359 MW. Aradaki fark ise şaka gibi. Küsuratının küsuratı kadar bile yokuz. Adamların onlar hanesi 59 MW bizim tüm gücümüz 40 MW. Üstelik bize gelen güneşin %40’ı oraya vuruyor. Doğru orantı ile bizim güneşten kaynaklı kurulu gücümüzün 95.897 MW olması gerekiyor. Ancak bu rakamı 3023’te bile göreceğimiz şüpheli. O tarihe kadar zaten bu yazıyı okuyan hiç kimse yaşamayacak.  Almanya’nın güneş haritası hemen altta. İki görselden de hemen anlaşılacağı üzere Almanya’nın güneş için en verimli kesimleri olan güney kısımlarında yıllık ışınım oranı 1350 kWh/m² iken Türkiye’nin en verimsiz uç bölgelerinde bile 1400 kWh/m² ile daha fazladır. Ancak ne hikmetse güneşten elde ettikleri elektrik miktarı bizim tam 1.000 (yazıyla bin) katımız.

almanya_gunes_haritasikaynak: wikipedia

Avrupa’da güneş konusunda İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkeler ile birlikte en zengin ülkeler olduğumuz bir gerçek. Ancak karşılaştırmada hepsinden geriyiz. Norveç‘in önündeyiz çok şükür. Çünkü onların hiç güneşi yok. Ancak adamlar inat etmiş bu sefer de güneş panellerinin içinde kullanılan silikon hücrelerini dünyadaki en büyük üreticisi konumuna gelmişler. Aşağıdaki listede biz yokuz ama 40 MW ile 20. sıradan giriş yapmamız lazım listelere. Potansiyel bakımından ilk 3 ancak üretim bakımından 20. sıra. Dokuzuncu sırada yer alan Romanya‘nın yıllık 49 MW üretimden birden 1.000 MW a çıkması ise takip edilmesi gereken bir atraksiyon. Devletin yeşil sertifika programı ve teşvikleri ile birlikte bu patlama yaşanmış. Aynı durum şu an Türkiye için de biraz geçerli. Ancak durum biraz farklı. Romanya’nın yeşil sertifika programı biraz daha teferruatlı. Ürettiğin elektriği satma üzerine kurulu bir sistem, bizdeki gibi. Yenilenebilir kaynaklardan elektriğini üret ve sat. Üstelik kaynakların cinsine göre alacağın GC (green cerfiticate) daha fazla. Yani daha fazla yeşil elektriği daha ucuza millete satabilirsin. Örnek olarak rüzgardan 2 GC kazanıyorsan güneşten 6 GC kazanıyorsun ve daha çok satabiliyorsun. Güzel bir sistem. Ülkemizde de bu mantıkla küçük küçük derelere bir çok HES yapıldı ve halen yapılmakta. Böyle bir puanlama sistemi bildiğim kadarı ile bizde yok. Romanya’da yeni HES’lere 3 GC puanı, son teknoloji ile yenilenmiş HES’lere ise 2 GC puanı veriliyor. Tabi güneş enerjisindeki 6 GC puanına göre nispeten az. Türkiye’de de aynı durum söz konusu olmuş olsa idi yatırımcılar güneş tarafını seçmeleri daha muhtemeldi diye düşünüyorum. Türkiye’nin de yenilenebilir enerji politikaları gözden geçirilmeli ve daha köklü iyileştirmeler yapılmalı.

avrupa_gunes_haritasi kaynak: http://solargis.info/imaps

avrupa_gunes_kurulu_guckaynak: wikipedia

Dikili çam ağacım

Yaklaşık 1 ay önce dikili bir ağacım olsun münasebeti ile bir sarıçam diktim. İşte ağacımın ilk görüntüleri. Şu an ki halini merak ediyorum doğrusu. Bir aydan fazla bir zaman geçti, dikim üzerinden. Ağaç kurudu mu, büyüdü mü, bir hayvan mı yedi? Ne olduğu muamma ve bilinmezlik içinde. Yakın zamanda da dikili ağacımı ziyaret edemeyeceğim gözüküyor. Hadi hayırlısı…

dikili_agac

Uçaklar yolu uzattı

Malezya Hava Yolları’na ait uçağın Ukrayna’nın doğu sınırında düşürülmesinin ardından neredeyse tüm havayolu firmaları bu hava sahasını kullanmayacaklarını deklare etmişti. Flight Radar‘dan bakıldığı zaman da durumun böyle olduğu açık bir şekilde gözüküyor. Yekaterinburg-İstanbul seferi yapan THY uçağının da yolu nasıl uzattığı alttaki resimde anlaşılıyor.

flightradar

Wait

Ömrümüz beklemekle geçti. Bazen sevgiliyi, bazen arkadaşı bazen sınavları…

image

Sayfalar:1234567