İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Kuş sarayları ve arı yuvaları

Şehirler, mahalleler, sokaklar, binalar yapılmakta devamlı. Peki bu yapıların daha önceki durumları hakkında hiç düşündük mü? Buralarda daha önceden neler vardı. Meşhur bir sözdür, “Buralar önceden hep dutluktu” Değerlenen yerler için söylenir hep. Özellikle bu değerlenen yerler üzerinde herhangi bir şekilde hak sahibi değilsek. Treni kaçırmışsak mesela. E peki ne olabilirdi buralara daha önce. Gerçekten dutluk veya üzüm bahçesi miydi buralar? Öyle idi belki veya kuru çayır, ya da çimenlik de olabilirdi. Belki de bataklık. Ama her ne olursa olsun buralarda daha önce yaşayan canlıların varlığı yadsınamaz. Kuşlar, arılar, böcekler, kurbağalar, kaplumbağalar, çekirgeler, kirpiler, sincaplar, solucanlar, tavşanlar ve daha neler neler. Bu canlıların yerlerine mahalleler yaparsak binalar dikersek bunlar nereye gidecekler? Beton zeminde yaşayamayacak hayvanlar ve böcekler bunlar. Ha bu arada yılanları unutmayalım. Her ne kadar hoş hayvanlar olmasa da yılanlar da olabilir bu yeşilliklerde. Her neyse bu hayvanlar nereye gidecekler? Ecdad bunu düşünmüş az da olsa. Kuş sarayları yapmış mesela. Kuşların bu bölgelerden uzaklaşmadan evler ile akuple yaşaması için. Binalara bitişik kuş sarayları yapmışlar. Bu sayede hem kuşların mevcut meskun mahallerinden ayrılmamaları sağlanmış hem de kuşa (kediye) kurda yem olmaları engellenmiş.

Avrupa ve dünyada da şu anda buna benzer bir trend var şimdilerde. Yeşil ve ekolojik binaların günden güne geliştiği günümüzde  hayvan habitatlarına inovatif çözümler getirilmekte. Yeşil çatılar, botanik bahçeler, kuş ve yarasa evleri, arı yuvaları hayvan habitatları oluşturmak için denenen yöntemlerden bazıları. Hayvanların mevcut habitatlarını bozmamış olmak veya yeni hayvan yaşam alanları inşaa etmek için bir çok değişik ve teknolojik sistem kullanılmakta. Yeşil çatılarda bir çok böcek, kuş ve sürüngenin yaşaması sağlanmakta. Kuş ve yarasa yuvaları ile kuşların Osmanlı zamanındaki gibi evler ile bütünleşik yaşamalarını amaçlamaktalar. En ilgi çekeni ise arıların binalar ile iç içe yaşamasını sağlamak için yapılan arı yuvaları. Ne demiş Albert Einstein;

If the bee disappears from the surface of the earth, man would have no more than four years to live. No more bees, no more pollination … no more men!

Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa, insanlar dört yıldan fazla yaşayamaz. Arı yoksa, döllenme yok, …., insanlık yok!

Evet büyük bir iddia. O zaman arılara daha çok yaşam alanı açmalıyız. Albert boşuna konuşmaz.

ari_evi

yarasa_evi

yesil-cati

İnşaat işçisinden yenilenebilir enerji atağı

Aklını ve biraz da fikrini kullanarak Yozgat’ta kendi imkanları ile güneş ve rüzgardan enerji üretimine geçmiş dayımız. Aslına bakılırsa işin içinde öyle pek teknolojik bir buluş ve icat yok. Hepsi bilinen şeyler. Ancak bir inşaat kalıp ustasının bunları yapması elbette ki garip. Özellikle rüzgar türbin imalatı kendisine ait. Kulesi ve pervaneler ise ev tipi türbinler için ideal. Mantıklı bir iş olmuş. Tebrik etmek lazım.

Katlanabilir tuvalet ya da klozet

Yine bir tuvalet yazısı daha. Tuvaletler ile ilgili her şey sanırım benim karşıma çıkıyor. Hasbelkader yine bir klozet ile karşı karşıya geldim. Gerçek hayatta değil belki ama internet ortamında. Ürünün ismi “Katlanabilir Klozet” (Folding Toilet) Özelliği ise kullanımdan sonra katlanabilmesi ve haliyle daha az yer kaplaması. Küçük banyolar için ideal olduğu belirtiliyor. Üstelik sifona basınca %42 daha az su vererek temizleme yapıyormuş. Bunu da iç yapısı ve katlanabilir olması özelliği ile sağlıyor.

Ben pek tutmadım. Biraz karmaşık gibi. Bu kadar ayrıntıya gerek olmasa gerek. Tasarruf yapması ise pek inandırıcı gelmedi. Şimdiki rezervuarlarda 3 lt bölümü var. Hatta istenirse bu daha da azaltılabilir ki bence azaltılmalı. Hem bunun temizliği de sıkıntı olur. Ayrıca o suyun çıktığı haznenin olduğu oval kısım da hiç hijyenik kalmayacaktır. Ayrıca bunda çömelerek iş görmek de olmaz.

iota