İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Şistine Şapeli’nin Havalandırma ve İklimlendirilmesi

Hep merak etmişimdir. Tarihi mekanlar tarih sahnesinde ve şu anda nasıl iklimlendirme yapılıyor ve havalandırılıyor. Bu konuda akademik bir çalışmam yok ancak neredeyse tüm Türkiye’de gezdiğim her tarihi yapıyı bu gözle incelerim. Bursa Ulucami, Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Selimiye, Çal Mağarası, Zelve, Göreme, Diyarbakır Ulu Cami ve daha niceleri. Hepsine bu gözle bakmışımdır. Ama ötesi yok. E-postama yeni düşen Alarko Carrier’in aylık bülteni sayesinde Vatikan’da yer ala Şistine Şapeli’nin şu an nasıl iklimlendirildiğini ve havalandırma yapıldığını öğrendim.

ceiling-painting-561770_1280

Değişken yüklere hitap edebilmesi için Carrier marka  580 – 1700 kW kapasite aralıklı su soğutmalı soğutma grupları ve ısı pompaları yerleştirilmiştir. Dışarıdan alınan tüm hava 0,1 mikron hassasiyetli filtrelerden geçirilerek iklimlendirme yapıldıktan sonra şapelin içerisine veriliyor. Bu sayede içeriye toz, polen, bakteri gibi yabancı maddeler girememektedir. Sistem sayesinde tavan ve taban sıcaklık farkları, gece ve gündüz sıcaklık farkları çok yakın tutularak  Michelangelo’nun freskleri korunmaktadır. İçeri giren ziyaretçi sayısını otomasyon sistemi tahmin ederek içerideki iklimlendirmeyi de sistem otomatik ayarlamakta. Gerçekten muhteşem.

Drone vs. Kanguru

Avustralya’da kanguruların günlük yaşamını çeken bir insansız hava kamerası drone), çekimi yapılan kanguru tarafından vurularak düşürüldü. Drone kullanılamaz durumda.

Beni takip et – Fallow me!

Herkesin başına gelmiştir kesin. Bilmediğimiz bir yolda bir bilenin arkasından takılarak gitmek. “Beni takip et” diyen kişinin aracının arkasından sessiz sakin takip etmek. Takip etme olayını Jaguar Land Rover teknolojik bir boyuta taşımış ve bulut tabanlı bir navigasyon sistemi geliştirmiş. Yoldaki ve yol kenarındaki tüm ayrıntıları göstermekler beraber, gidilmek istenen noktayı bir araç takip eder gibi gidebiliyorsunuz. Daha önce Volvo’nun sürücüsüz aracı ile ilgili bir video izlemiştim. Bu da ona benzer bir teknoloji ürünü. Yakın zamanda araba sürmek devrim niteliğinde değişecek gibi gözüküyor.

Artırılmış gerçeklik ile dijital hayata giriş

Artırılmış gerçeklik ile ilgili yapılmış aşağıdaki video gerçekten ufuk açıcı. Yakın gelecekte (ki ben 2020’den sonra tahmin ediyorum) bir çok alanda artırılmış gerçeklik ürünlerini bulabileceğimizi düşünüyorum. Şu an da bile bazı restoranlarda kullanılan teknoloji ile yemeğinizi sipariş verdiğiniz anda nasıl bir şekilde gelebileceğini görüyorsunuz. Şimdilik daha çok reklam ve pazarlama mecralarının ilgisini çeken teknoloji tüm hayatımıza yayılacaktır şüphesiz. Örneğin maketten ev satışı yasaklandı (sözde herkes yine maketten satış yapıyor) ancak artırılmış gerçeklik teknolojisinden faydalanmak serbest olabilir. Örnek olarak bakınca sitenin içinde yürüyen çocuklar, havuzda yüzen insanlar, evlerin camlarından dalgalanan perdeler görülebilir. Satışlara da muhteşem katkısı olabilir. Şurada bir örneğini yapmışlar ama ben fazla beğenmedim. Daha fazla füturistik olunabilirdi. Eğitim sistemi bile bu teknoloji sayesinde tamamen değişebilir. Laboratuvar veya atölyeler tarihe karışabilir. Haliyle okul mimarileri de değişebilir. Gelecekte çok daha farklı bir dünyada yaşayacağımız kesin. Nasıl Osmanlı zamanında yaşayanlar televizyonu, radyoyu ve interneti hayal edemiyorlarsa bizim de hayal edemediğimiz bir çok teknoloji vardır. Hayal ettiklerimiz bu kadar ufuk açısı gözüküyorsa, hayal edemediğimiz teknolojilerin yer aldığı dünyada yaşamak nasıl olurdu?

Dil öğrenme gereksinimi kalkacak mı?

Dil öğrenme gereksinimine her zaman önem vermişimdir. Ben değil sadece bunu herkes söylüyor. En bilineninden Bedri Rahmi Eyüpoğlu’ndan gelsin;

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler küfürler masallar da caba,
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime aslan ağzında
Her kelimeyi bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesini be
Gümbür gümbür gümbürdemesini bileceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Memiş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

Ancak Skype’ın geliştirdiği konuşmalarda simültane tercüme teknolojisi işin rengini değiştiriyor. Nasıl olur diyorsanız aşağıda örneği mevcut. Bence de gayet başarılı olmuş. Beta aşaması için çok derli toplu gözüküyor ki bu daha da geliştirilecektir. Bunun bir tık ötesi google glass için entegrasyon neden olmasın. O zaman günlük hayatta da dil bilmeye gerek kalmayabilir. Ne bileyim bu iş beni hiç açmadı. Bağnaz mıyım neyim bilmiyorum ama dil bilmek gerekli. Hem de Rahmi Eyüpoğlu’nun dediği gibi. Cihazlara bağlı kalarak olmaz ki! Olur mu yoksa?

Tweet-ül havadis

Aşağıda twitter üzerinden dünyada atılan tweet yoğunluğuna göre çıkartılmış bir harita var. Haritadan da anlaşılacağı üzere Türkiye’deki twitter kullanımı büyüklüğü dehşet verici.

Alaturka mı Alafranga mı: Klozet, helataşı kapışması

Boktan konulara fazla giriyorum farkındayım ama bir şey beni o tarafa doğru çekiyor. Daha önce Roma döneminde umumi tuvaletler: Latrina yazım olsun, inovatif klozet haberim Aradığım galiba buydu yazım olsun, tuvaletteki sesleri bastırmak için gerekli aplikasyonu tanıttığım Tuvaletteki su sesi yazım ve son olarak ta alaturka tuvaletler için taharet sistemli Metin Uca’nın tweti Alaturka için taharet. Ne de çok tuvalet için yazı yazmışım ben bile hayret ettim şimdi. Evet tuvalet yazılarımıza bir yenisini daha ekleyeyim o zaman. Bu yazıyı yazmayı kendime bir borç addediyorum. Çünkü artık herkes evlerine alaturka yerine klozet koydurmakta. Neredeyse kamuya açık tüm binalarda ise klozet dediğimiz alafranga tuvaletler mevcut. Eski tip, oturmalı tuvalet dediğimiz alaturka tuvaletlerin sayısı ise çok az. Öncelikle aşağıda her iki tipin fotoğrafını bir daha görelim. Soldaki alçak olan alaturka, sağdaki yüksek olan ise alafranga tuvalet. Fotoğraftan yapabildiğim çıkarım neticesinde Türkiye dışında bir yer olduğu anlaşılıyor. Nitekim klozette taharet tertibatı yok, sağda duvara asılan duş ahizesi ile taharetlenmek mümkün. Aynısından bir de alaturka hela taşı için yerleştirmişler. İsteyen istediğine gitsin.

alafranga-alaturka

Peki bu iki tuvaletin espirisi nedir? Neden öncelerden daha çok alaturka varken son zamanlarda hep alafranga sistemine dönüş oldu? Bu sorunun cevabı oldukça muğlak. Herkes tarafından biline bir gerçek var ki; alaturka (çömelmeli tip) tuvaletler tarih sahnesinde daha yaygındı. Sandalye oturuş tipi (90 derece) pozisyona sahip olan klozetler daha çok kraliyet ailesine mensup kişiler veya hastalığı olanlar arasında yaygındı. Peki özellikle son yüzyılda alafranga tuvalet neden yaygınlaştı? Her şeyden önce bu konuda bazı ön yargılarım var. Alaturka tuvalet ortadoğu, asya bölgesine ait bir meta. Alafranga ise daha çok batıda keşfedilen ve üzerine iyileştirmelerin yapıldığı bir icat. Özellikle İngiliz Thomas Crapper tarafından icat edilen bir sürü yeni özellik sayesinde bu tuvaletlerin adı Thomas Crapper tuvaleti veya İngiliz tuvaleti olarak anılmaya başlanmıştır. İngilizler de her şeylerine körü körüne sahip çıktıklarından bu tuvalete de sahip çıkmışlar ve tüm dünyada yayılmasını desteklemişlerdir diye düşünüyorum. Dünya vatandaşı da kendilerini kral gibi, kraliçe gibi hissedebilmek için pozisyonunu bile ona benzetti. Ayrıca inovasyon, eskiden kurtulma yeniye kavuşma hasreti, kendini beğenme nedenlerini de sayabiliriz.

tuvalet-tarihi
Çünkü ötesinde alafranga tuvaleti savunulacak bir yanı yok. Nitekim alafranga tuvalet kullanmanın apandisit, kabızlık, basur, kalın bağırsak kanseri, abdestini tutamama, kolit, Krohn hastalığı, divertikülit, Hiyatüs Hernisi, prostat, düşük, iktidarsızlık, kalp krizi gibi hastalıkları tetikleyebileceği düşünülmektedir. Bu konuda bir çok bilim adamının sayısız makalesi yer almaktadır. Buna rağmen hızla alafrangaya geçiş yaşanmaktadır. En son 2012 yılında Tayland Sağlık Bakanlığı alafranga tuvaletlere geçiş yapılacağını duyurdu. Karala birlikte tüm kamu binalarında alaturka helataşları yerine alafranga klozetlere geçileceği duyuruldu.

oturmali-comelmeli
Peki alafranga tuvaletin hiç bir artısı yok mu? Elbetteki olaylara sadece kültürel ve siyasi pencereden bakacak değilim. Bunun bir de sosyal ve teknik boyutu da vardır. Nitekim teknik olarak incelemek gerekirse alafranga tuvaletin montajı için zeminde alçak döşeme yapmaya gerek yoktur. Çünkü altta ES denilen parça montaj edilmez, ES parçası klozetin kendi yapısında zaten mevcuttur ve bu sayede kanalizasyon hattındaki koku oda içerisine basmaz. Ayrıca her ne kadar alafranga WC’nin tamir edilebilecek parçaları daha fazla olsa da tamiri alaturkaya göre mümkündür. Alaturka tuvaletlerin tamiri mümkün değildir. Kırıldığı zaman (başka arızası da genellikle olmaz) inşai bir operasyon gereklidir. Zahmetli ve masraflı bir iştir. İşin bence sosyal boyutu daha fazla önem arz ediyor. Klozetin en büyük özelliği mahremiyete biraz daha yatkın olması. Nitekim hacet giderirken birisi tarafından görünmeniz halinde bir problem teşkil etmez. Çünkü neredeyse mahrem çıplak hiç bir yeriniz görülmez. Özellikle batı dünyasında evlerin küçük, odaların dar ve az olduğu hesaba katılırsa bu seçenek çok mantıklı geliyor bana. Ekstra bir tuvalete gerek kalmadan banyonun bir köşesine bir klozet ve herkes hacetini orada gidermesi kolay ve kullanışlı olur. Diğer bir yön ise temizlik. Nitekim alaturka tuvaletler, alafrangalara göre daha zor temizlenir ve daha zor temiz saklanır. Bu sebepten ötürü bir çok noktada temizlikten şikayet edebiliriz. AVM’lerde ve daha bir çok kamuya açık alanda alafrangaların seçilmesinin nedeni bence temizliğinin daha kolay olmasıdır. Zira bilinçsiz bir alaturka kullanımı ile tuvalet pislenirken alafrangada tüm görüntü kapağın altındadır. Kimse göremez.

oturmali
Haliyle evlerdeki alanların küçük olması ve temizliğin zor olması alafrangaların seçilmesindeki en büyük etken olabilir. Kültürel etkenleri de olaya kattığımız zaman popülarite anlaşılabiliyor. Ancak sağlık açısından bakıldığı zaman alaturka tuvaletin kesinlikle tercih edilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Batı tipi tuvalet olarak ta adlandırılan ve daha çok Avrupa/Amerika kıtasında tercih edilen alafranga sevdasından vazgeçilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Mesleki hayatımda da yapmış olduğumuz evlerde hiç alaturka koymayıp villasına 3-4 adet klozet koydurtan ev sahiplerini görmem bu konuda bana bu yazıyı yazdırdı. Peki evimizde klozet varsa ne yapabiliriz. Nitekim kiracı olabiliriz veya satın almış olduğumuz evde sadece klozet var. Aslında ben Gebze’de böyle bir iki evde kalmıştım. Kaldığım evde sadece alafranga tuvalet vardı. İlki 1-1 stüdyo tipi bir daire idi ve sadece banyoda bir adet alafranga vardı, diğeri ise 2+1 evdi ancak onda da ayrı bir tuvalet odası yoktu. Onda da durum aynı idi. Genellikle dışarıda, ofiste büyük hacetimi görürdüm. Evde rahat da olsan zor ve sağlıksız oluyordu. Her neyse amacımız çözüm. Bunun için geliştirilen bir klozeti daha önceki Aradığım galiba buydu yazımda anlatmıştım. Ancak bunun için klozeti komple yenilemek gerekir. Bu yazıyı yazarken yurt dışında sıklıkla kullanılan klozet taburesine şahit oldum. Türkiye’de pek yaygın değil ancak WCTurka adında bir üretimi de mevcut. Klozette sıçmak için güzel ve kullanışlı bir yöntem ve oldukça basit. Fiyatı da fazla olmasa gerek.

wcturka

yabanci-oturak

Yurt dışında daha değişik örneklerine rastlamak mümkün. Özellikle sağlığına önem veren aileler değişik tasarımlardaki klozet taburelerine banyolarında yer vermekteler.  Ancak fiyatları da iyi. Kısaca ve maddeler halinde özetlersek;

Alafranga (Klozet, batı tipi, Thomas Crapper vs ) tipi tuvaletin faydaları ve zararları:

  1. Temizliği kolaydır ve kir göstermez,
  2. Mahremiyet kontrollüdür, iş yaparken mahrem yerleriniz gizli kalır,
  3. Tamir imkanı vardır,
  4. Oturarak hacet yapıldığı için dizler, ayaklar ağırmaz, uyuşmaz,
  5. Elbiselerin kirlenme şansı pek yoktur,
  6. Bir çok hastalığa neden olabilir,
  7. Dışkılamak zor olduğundan tuvalette daha fazla vakit harcarsınız. (bu yüzden bizde tuvalette dergi, gazete okuma alışkanlığı yok)
  8. Dışkılamak tam gerçekleşmediği için, sık sık tuvalete gidersiniz.

Alaturka (helataşı, doğu tipi, geleneksel vs ) tipi tuvaletin faydaları ve zararları:

  1. Sağlık açısından elverişlidir,
  2. Tuvalette geçireceğiniz zaman optimumdur,
  3. Tam dışkılama yapıldığı için sık sık tuvalete gitmek gerekmez,
  4. Temizliği zordur ve yapılmazsa kirli gözükür,
  5. Tamiri mümkün değildir veya çok zahmetlidir,
  6. Çömelerek hacet giderildiği için dizler ayaklar uyuşabilir,
  7. Elbiselerin kirlenme, pislenme ihtimali vardır,
  8. Mahremiyete terstir, sıçarken yakalanmamak lazım.

Yazı bayağı bir uzadı ama son olarak Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki ( AK Saray) tuvalet konusuna da değinmeden edemem. 5-10 milyar aralığında tuvaletler varmış. Öyle diyolla. E resisicumhurumuz da açıklama yapmadığından, itibarın tasarrufu olmaz dediğine göre ben de inandım. Ama bu kadar pahalı tuvalet var mıdır diye araştırdım. Varmış. Aşağıdaki klozette kapağını kendi açan, taharet yapan, popoyu kurutan, ayaklara sıcak hava üfleyen, oturma yerleri her daim sıcak olan, işi bitirdikten sonra parfüm fıslatan ve hatta müzik çalan 10 bin TL lik Kohler marka tuvaleti görebilirsiniz. Sitesini ziyaret etmenizi kesinlikle öneririm.

tayyip-tuvalet

Evet kabul etmeliyim ki çok boktan bir yazı oldu ama bilgilendirici de bir taraftan. Sözün özü: ÇÖMELEREK SIÇIN

Sayfalar:12