İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

Üçüncü Sayfa by Demirkubuz

Bir Zeki Demirkubuz filmi. Filmi yanlış hatırlamıyorsam geçen sene izlemiştim. Yönetmeninin Zeki Demirkubuz olduğunu bilmesem de çok kolay tahmin edebilirdim. Klasik bir Demirkubuz yapımı. Hemşehrim Ruhi Sarı ise mükemmel bir oyunculuk sergiliyor. Biraz psikoloji, biraz aşk, biraz gerilim, az biraz ekşin içerikli bir film. Her haliyle izlemeye değer.

Güneş gözlükleriniz hazır mı?

Yaz geliyor. Ha şimdi, ha yarın, ha haftaya alırım derken yazı bitirmeyin. En azından birer güneş gözlüğü edinin! Bu nasihat biraz da kendime. Her sene aynısı oluyor hemen hemen. Marjnal bir şey arıyorsanız adres burada. Bambo ağacından güneş gözlüğü. Fiyatlar mı? Ucuz canım; 125 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

İslami facebook Salamworld

Şaka değil bu salamworld islami facebook açılımını yapmadan önce evlere şenlik bir ana sayfası vardı. Büsbütün gülünç bir ana sayfa. O zaman incisözlük‘te açılan şaka amaçlı başlıkları hatırlıyorum. Derken salamworld bahsi geçen açılımı yaptı ve tüm dünyada güzel bir lansman yaptı. Türkiye’de bile oldukça popüler bir oluşum oldu. Peki salamworld‘de ne olacak. Yukarıda bir ufak açıklama var.

İslami kütüphane: İslami kitapların e-kitap şeklinde yer aldığı online kütüphane.
Online eğitim mödülü: Uzaktan eğitim mödülü.
Online fetva hattı: Online olarak fetva hattı.
Online İslam ansiklopedisi: İsmi açıklıyor zaten.
Online şehir haritası: Camilerin, helal restaurantların ve islami merkezlerin yer aldığı şehir rehberi.
Online broadcasting: Online islami radyo yayını.
Müslüman haber ajansı: İsmi açıklıyor.
Online games: İslami kurallara uygun oyunlar.
Hac, umre ve gezi organizasyonları.
Diğer uygulamalar: E-ticaret gibi uygulamalar.

Hadi bakalım hayırlısı. Bence Türkiye’de tutar. Yapılmışı yapma kardeşiiiiiiiiiiiimmmmmmm der gibi olduğunuzu hissediyorum. Ancak şu an yapılmışı yapmak bir hayli moda. Facebook-Salamworld, Google-Yandex gibi…

Lord veya Lady olma imkanı

Lord veya Lady olmak isteyen varsa kaçırmasın! Sahibinden.com‘da satılıyor. Hem de 99 TL’ye. İskoçya’nın Kincavel semtinde tamı tamamı 1 metrekare toprak. Hepsi senin. Ancak sakıncalı durum şu ki; lord veya lady getirisinin yanında devlet sizden asker veya toprak vergisi isteyebilir. Dikkatli olun!

Bir terslik var sanki

2010 yılı yaşanabilir iller sırası ilk beş: Ankara, Antalya, Eskişehir, Trabzon, Isparta
2009 yılı yaşanabilir iller sırası ilk beş: Ankara, Eskişehir, Isparta, Trabzon, İstanbul
2008 yılı yaşanabilir iller sırası ilk beş: Ankara, Eskişehir, İstanbul, Antalya, Trabzon

2011 en çok göç veren iller: Van, Yozgat, Çankırı, Kırıkkale, Kars, Trabzon

Bu Trabzonlular hakikaten manyak. Sen son üç yılın en yaşanabilir illeri arasına gir. 81 ilden hep ilk 5’e gir, en çok göç veren illerde de dereceyi kimseye bırakma. Galiba bunlar manyak.

Not I: En yaşanabilir iller seçilirken eğitim, sağlık, kent hayatı, güvenlik, sanat, ekonomi gibi kategorilerin ortalaması alınmaktadır. Bu araştırmayı ise CNBC-e Business Dergisi yapmaktadır.

 fotoğraf: google görsellerden alıntıdır

Muhteşem banyo

Muhteşem bir banyo buldum. Tam benim tarzım; yere hiçbir şey değmeyecek. Her şey ayakta ve stabil. İki adet lavabo olması ayrı bir güzel. Ancak lavabolar havluluk korkuluklu olması tercihim değil. Onu değiştirebilirim. Diğer şeyler tamam. Klozet, bide, hemzemin duş, iki lavabo. Süper…

fotoğraf grohe.com sitesinden alınmıştır.

Tasarruflu araba kullanma teknikleri

Benim şahsen hiç arabam olmadı. (küçük emrah mode off) Ancak 1996 yılından itibaren araba kullanmayı bilen ağır vasıta ehliyet sahibi ve bir çok çeşit ve modelde araba, minibüs, otobüs, kamyon kullanmış birisi olarak bir kaç tavsiyem olacak. Yakıt fiyatlarının alıp yürüdüğü şu günlerde tasarruf şart. Özellikle de trafikte saçma sapan araç kullananları gördükçe aklım başımdan gidiyor.

Arabanızı agresif kullanmayın
Herkes sanki ralliye katılmış veya kız kaçırıyor.  Işıklarda arabalar bir çizgiye gelmesin. Bir an önce herkes kalkışını yapar ve 0-100 km/h’e rekor seviyede ulaşır. Bu yanlış, yapmayın. Vites geçişlerinizi makul düzeylerde tutun. Gaz pedalına birden yüklenmeyin. Belki birden hızlanırsınız ve kısa zamanda fazla mesafe kat edersiniz ama bu gereksiz yere (eğer acil işiniz yoksa) cebinizden fazla para çıkmasına neden olur.

Trafiği ve trafik işaretlerini kontrol edin
Trafikte sıkça karşılaştığım bir durum. Işıklar kırmızı yanıyor ancak solumdan bir araç jet gibi geçiyor. 150 metre ileride ışıklara gelince acı bir fren.  İyi de ne gerek vardı. Işığın yandığı belli. O sürati neden? Duracağınız aşikar olduğu durumlarda gereksiz yere hız yapmayın. Ayrıca önünüzdeki aracı da mantıklı bir şekilde takip edin. Olası frenlemelerde sizde aranızdaki mesafeye göre fren veya gaz kesme yapabilirsiniz. Unutmayın gaz kesme > frenleme. Ayrıca yeşil dalga hızı olan yerlerde kesinlikle bu hıza uyun.

Küçük vitesten kaçının
Manuel vites araçlar için küçük vitesten kaçının. Vites geçişlerinizi optimum seviyede yapın. Nedir bu optimum seviye diye soracaksınız elbette. Bildiğimiz gibi dizel arabaların devir saatleri 5-6 bin devirlerde.  Benzinlilerde ise 7-8 bin devirlerdedir. Yüksek devirde araç fazla yakıt tüketir. O zaman düşük devirlerde kullanalım gibi seçenek ise motorda kurumlaşma denilen hadiseyi doğurabilir. Ayrıca motor parçalarına zarar verebilir. O zaman yukarıda söylediğim gibi optimum değeri bulmamız lazım. Benim sürüş felsefeme göre 1- 1.400, 2- 2.300, 3-2.700, 4-3.000, 5-3.000 değerleri makul görünüyor. Artık alışmışım ve bu değerlerde kullanıyorum dizel araçları. Benzinli motorlarda ise yaklaşık 200-300 devir yükseltilebilir.

Motor ısıtma
Yılların şoförlerinde gördüm. Araca binilir ve marşa basılır basılmaz gaza köklenir. Bu tam manasıyla motorun anasını ağlatmaktır. Daha yağlaması tam olarak gerçekleşmemiş motorun pistonlarını yüksek devirle çalıştırmak. Hiç ısınma, antreman  yapmadan 100 metre koşusuna başlamak gibi bir şey. Onun için hava çok soğuk olsa bile motoru çalıştırdıktan sonra gaza basmayın, rölantide 30 saniye çalışması yetecektir. Bu şekilde yakıttan önemli ölçüde tasarruf edersiniz. Eğer 30 saniye gibi bir bekleme zamanın yoksa da kısa bir süre düşük devirde seyrediniz. Ayrıca 1 dakikadan fazla bekleyecekseniz aracınızın kontağını kapatınız, az ise kapatmayınız rölantide çalışsın.

Yakıt istasyonu
Aracınıza hangi yakıtın iyi geldiğini bilin. Bunu deneme yanılma yolu ile, servise veya ustaya danışarak öğrenebilirsiniz. Yakıtlar büyük oranda aynı olmakla birlikte içerilerine katmış oldukları bazı katkılar bazı motorlara iyi gelmekte ve daha az yakmalarına sebep olmaktadır. Bunun için favori yakıt istasyonunuzu belirleyin. Yakıtınızı havanın soğuk olduğu zamanlarda alın. Sabah erken veya akşam geç saatlerde. V=m/d formülünü hatırlayın. Pompalar V’yi ölçer. Yani hacmi. d ise yoğunluktur. Yakıt soğuk havada daha yoğun olur. O zaman d ne kadar büyük ise V o kadar küçük olacak. Bunun için yakıtın en yoğun olduğu zaman depoyu fullemek en mantıklısı. Ayrıca bazı markaların yakıt yoğunlukları diğerlerinden düşük veya yüksek olabiliyor (katkılarından dolayı)

Gerek yoksa klima ve cam açma
Kışın sıcak klima açanlar gördüm. Siir mısrası gibi oldu ama var. Kışın klimanın sıcak kısmını açanları biliyorum ben. Halbuki manuel sıcak fan ile de içeriyi ısıtmak pekala mümkün. Gerek yok. Çünkü klima çalışması yakıt tüketimini artırır. Hadi oradan klima ile motorun, yakıtın ne alakası var demeyin. Klimanın kompresörünün tahrik olması için motordan kuvvet alınır. Bu da ekstra yakıt tüketilmesine neden olur. Klimayı kapatıp cam açma ise net bir çözüm değildir. Nihayetinde açık camlardan içeri hava girecek ve sürtünmeden dolayı hız kaybı olacaktır. Bu hız kaybı için gaz daha fazla basılacak ve daha fazla yakıt tüketilecektir. Onun için araçta gereksiz yere klima ve cam açmayın. Arabanızı serin yerlere park ederek, fazla giyinerek (makul ölçüde, sürüşü engellemeyecek) veya giyinmeyerek (ahlak kuralları çerçevesinde :)), açık renk araba tercih ederek, güneş yansıtıcı kullanarak mantıklı çözümler üretebilirsiniz.

“Yürüründe sorun yoktur”
Arabanızın yürüründe sorun olmasın. Özellikle rot, balans, teker havaları daima istenilen değerlerde olsun. Lastik havalarınız istenilen değerlerin maksimumunda olsun.

Not I: Yukarıdaki arabanın aynısından alma niyetindeyim. Elinde veya yakınlarında olan varsa benimle iletişime geçebilir. Özellikler; 2004-2006 arası Megane II 1.5 DCi Dynamique HB + sunroof. Kilometresi düşük olması tercih sebebidir.

Yaptım olacak; Arısız bal

Son zamanlarda bal reklamları malum, aldı başını gitti. İşin kokusu yavaş yavaş çıkmaya başladı. İki gün önce arabada, radyoda yine bir bal reklamına denk geldim. Reklamda balın 500.000’den (yazıyla beşyüzbin) fazla hastalığa derman olduğu söyleniyordu. Acaba dünya üzerinde kaç hastalık vardır?

Arısız bal!

Türkiye son günlerde “bal’ furyası yaşıyor. Bazı firmalar ürünlerini televizyon programları üzerinden pazarlarken, bazıları ise işi abartıp kendi kanalını bile kurdu. İnternet üzerinde ise “organik bal’, “çiçek bal”, “kovan balı’ gibi isimlerle satış yapılıyor. “3 kavanoz alana biri bedava, 4 kilo bal sadece 100 TL” gibi sloganlarla satılan ballarla ilgili birçok da şikayet geliyor. Son olarak Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Bakanı Mehdi Eker şikayetleri incelemeye başladıklarını söyledi.

Arılara gerek yokmuş!

Türkiye’de bal furyasının yaşanmasının nedeni 2002 yılına dayanıyor. Bu tarihte “Nişasta Bazlı Şeker’ üretiminin kotası yüzde 7.5’tan yüzde 15 çıkartıldı. Böylece daha çok arıların yemi olarak kullanılan mısır şurubu üretim kotası artırılmış oldu. Bu tarihten sonra mısır şurubu neredeyse bal üretiminin en önemli malzemesi haline geldi. Öyle ki “arı’ya bile gerek olmadığı ortaya çıktı. Bundan sonra da arısız bal üretimine geçildi. Bu durumu BALDER Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak şöyle açıklıyor: “Bal dünyada en kolay taklit edilen ama en zor tahlil edilen bir ürün. Böyle olunca rant var. 2 TL’lik bir ürünü 20 TL’ye satabiliyorlar. Yüksek früktozlu mısır nişastası kullanılabiliyor. Mısır şurubuna, esans, enzim ve polen (balın özellikleri) katılarak sahte bal üretiliyor. Bu teknik ile arıyı devreden çıkardılar. İnsanlar tadarak anlamaya çalışıyorlar ama insan damağı o ürünün sahte bal olduğunun ayırdına varamıyor. Sadece laboratuvarlar farkı tespit edebiliyor.”

Bal aromasına yasak geldi

Bal yapımında “arı’ların devreden çıkartılmasının yaygınlaşmasıyla 2007 yılında o zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı harekete geçti. Bakanlık, Alkolsüz İçecekler Tebliği’ne bir madde ekleyerek, “Bal aroması ilave edilerek aromalı şurup üretilemez” dedi. Böylece mısır şurubu kullanarak bal yapılmasının önüne geçilmesi planlandı. Ancak bu yöntemle büyük rant sağlayan firmalar yasağa karşı çıktı. Ankara’da faaliyet gösteren K…… adlı şirket, dava açarak yürütmenin iptali ve durdurulmasını talep etti. Konu Danıştay’a kadar çıktı. Danıştay ise 19 Şubat 2008 tarihinde yürütmeyi durdurdu. İşte bu tarihten sonra balcıların önünde hiçbir engel kalmadı. Ancak bu kararın iptali için de Türkiye Arı Yetiştiricileri Derneği karşı dava açtı.

Orduya bile pazarladılar

Türkiye’de “arı’sız balcılıkta herkesi hayrete düşürecek olaylardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başına geldi. 2011 yılında 2. Ordu Komutanlığı 40 gramlık poşetlerde 300 bin adet bal alım ihalesi düzenledi. M. E. ihaleyi 58 bin TL bedel ile kazandı. Balları da orduya teslim etti. Ancak balın “sahte’ olduğu ortaya çıktı. Çünkü muammel bedeli 150 bin TL olan balın neredeyse üçte bir fiyatına gitmesi Arı Yetiştiricileri Derneği’ni şüphelendirmişti.

Mısır şurubu kanser yapıyor

Mısır şurubu, kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden oluyor. Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasak. En büyük üretici olan ABD’de üretim kotası yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürüldü. Türkiye’de ise 15’e çıkarıldı.

4 çeşit bal var

Bal tebliğine göre 4 tür bal bulunuyor. Bunlar da, kaynağına, üretim ve pazara sunuluş şekline göre ballar ile fırıncılık ve çerçeve balı. Kaynağına göre ballardan çiçek veya nektar balı bitki nektarından elde ediliyor. Salgı balı ise bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından yapılıyor. Diğer ballar ise süzme, petekli, sızma, pres ve filtre edilmiş ballar… Fırıncılık balı, diğer gıda maddelerinin üretiminde bileşen olarak kullanılırken, çerçeve balı arıların doğrudan petek yaptığı veya içine temel peteklerin yerleştirildiği malzemelerden oluşuyor.

Bedelinin üçte birine satıyorlardı

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin uyarısıyla TSK, çiçek balının numunelerini analiz etti. Balın mısır şurubuyla yapıldığı, yani sahte olduğu ortaya çıktı. İhale hemen iptal edildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz, mısır şurubunun bal diye Mehmetçiğe satılmasını engellediğini kaydederek şunları söyledi: “İhaleyi inceledim ve şüphelendim. O….. ismindeki çiçek balı, ihale bedelinin üçte birine denk geliyordu. TSK’nın, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne yaptırdığı analizlerde, arının balı doğadan getirdiğinin ölçütü olan prolin miktarı 57.43 çıktı. Ancak en az 180 ve çok daha üstü olmalıydı. Normal ballarda bile 400 ile bin 300’dür bu değer. Bu da bu balların mısır şurubuyla yapıldığını gösterdi. İhale iptal edilince, balın üreticisi olan K…….. firması bana dava açarak kendilerine iftira attığımı iddia etti. Ama mahkeme beni haklı buldu ve beraatime karar verdi. Bu karar ile askeriyeye bal satılmadığı mahkeme kararı ile ispat edilmiş oldu.”

kaynak: muhalifgazete.com

Zaman enerji midir?

Enerjinin asla kaybolamayacağını ancak şekil değiştirebileceğini lisede ve üniversitede öğrenmiştik. Kinet enerji, potansiyel enerjiye veya elektrik enerjisi kinetik enerjiye dönüşüyordu.

Dün Ordu’dan gelirken bunu düşündüm. Normalden daha hızlı kullanıyordum arabayı (genellikle pek tercih etmem) haliyle daha fazla yakıt tüketimim oldu. Yani daha fazla enerji kaybettim. Bunu düşünürken bir aradanda sagramdan yiyordum. O da enerji. Ancak araba daha fazla enerji kaybederken -enerjinin korunumu kanununa göre- ne kazanıyordum. Açıkça belli zaman kazanıyordum. Daha erken varacaktım Trabzon’a. O zaman enerji zamana mı dönüşüyordu. Zaman enerji miydi?

Sayfalar:12345