İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar

28 Şubat dizisi

Şu an televizyonda izlediğim iki şey var. Sabahları kahvaltı yaparken Beyaz TV’de tekrarları olan Mustafa Karadeniz ile Şaka Şaka programı ve çarşamba akşamları Kuzey Güney dizisi. İkisinin de müptelası değilim ve ikisini de baştan sona izlemişliğim yok. Denk gelince bakıyorum sadece. İkisi de keyifli programlar. Zevkle izliyorum.

15 sene öncesinde zevkle izlediğimiz olaylar vardı milletçe Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin. Bu üçlü Kuzey&Güney dizisinden bile daha eğlenceliydi. Bunları izleyip de ‘Tüüüü, Allah belanızı versin’ demeyen yoktu. Tabi bilinçli beyinler o zamandan biliyordu bunun da Kuzey&Güney gibi bir dizi film olduğunu.

Hava durumu severlere

Hava durumu sever bir ailenin bireyiyim. Her gün yaklaşık 2 saat hava durumu izlenir bizim evde. En çok ta NTV’nin hava durumu tercih edilir. Genellikle o çıkar. TRT’ye de bakılır ara sıra. Başka kanallarda da hava durumu çıkınca es geçilmez, değerlendirilir. Ancak günün gecesinde yine o günün gündüzünün hava durumunu veren kanallara kalis küfürler edilir. Cep telefonları hava durumu paketlerine üye olunmuştur. Oradan da tüyo alınır. Bu manyaklık nereden geliyor diye düşünebilirsiniz. Bir nevi hastalık diyelim; havadurumumania

Bu hastalığa yakalananlara benden süper bir site http://freemeteo.com/ bir Rus sitesi. Türkiye dahil (her ilçe, hatta köy) bir çok ülke için kendi dilinde hizmet veren hava tahmin sitesi. Üstelik de tutuyor.

Doğum, ölüm

Deniz Gezmiş 27 Şubat 1947 – 6 Mayıs 1972 (doğum-ölüm)
Necmettin Erbakan 29 Ekim 1926 – 27 Şubat 2011  (doğum-ölüm)

Düşmanı Koru

Dün akşam sinemadaydım. Aslına bakarsanız Fetih 1453 için gitmiştim ama, zamanım uymadığı için başka bir filme girmek zorunda kaldım diyebilirim. Nitekim 2,5 saat gibi boş bir zamanım vardı. Gişelere yanaştım, saat 18:33 Salon-1 de Fetih 1453 18:30’da başlamış. En yakın seans ise 19:20 seansı. Ben Heather Morris‘e benzeyen gişe görevlisine yaklaşıp;

Fetih 1453, 19:20 seansına bilet alabilir miyim.

diyor ve önümdeki ekranda boş koltukları görünce yutkunuyorum. Çünkü sadece en ön sıranın ortası ve bir arka sıranın en baş koltuğu boş. Yok yok burada izlenmez bu film diye geçiriyorum içimden. Düşünüyorum ve aklıma 18:30 seansı geliyor. Onda yer var mı diye sorduğum sorunun ardından gelen cevapla, hayır hayır bu soruyu hiç sormadım kabul et, diyorum Morris’e. Az biraz daha düşünürken Morris,

Morris- Beyfendi, rezervasyonlar düştü, bir sürü boş yer açıldı, bakın bu yeşil koltukları seçebilirsiniz.
Ben- O zaman E9 olsun.
M- Tamam ayırıyorum.
B- Olur, şey, film kaç dakika sürüyor.
M- 3 saat sürüyor, 10:20’de çıkacaksınız filmden.
B- Dııııııııııııınnnnnnnn!!! Olmamalı. Aa çok geç. Benim 10’da başka bir yerde olmam lazım.
M- Gülüyor.

Bu gelişmelerin ardından gişelere bakarak ve 2,5 dakika düşündükten sonra Denzel Washington’un oynadığı Safe House (Düşmanı Koru) filmine girmeye karar verdim. En son bu şekilde bir durumla Gladiatör filmini izlemeye gitmişken, Random Hearts (Geçeğin Peşinde) filmine girerek karşılaşmıştım. Nihayetinde 2000 yılındaki gibi filmden çıktığımda memnun kalmadım bu alternatif filmden. Ama hangisi derseniz Safe House derim. Aksiyon, macera, bol patlamalı, çatlamalı film seviyorsanız Safe Hosue kaçırmayın. Filme puanıma gelince 10 üzerinden 5 diyebilirim.

Sallanan koltuk

Uzun uçuş bekleme ve uçma sürelerim olacağından İzmir Adnan Menderes Havalimanı D&R’dan kitabımı aldım (Rothschild, Para İmparatorluğu) İzmir’de ve uçakta okudum derken Ankara Esenboğa Havaalanı’na indik. Orada da 30-35 sayfa ekledikten sonra yine uçaktayım. Biner binmez okumaya başladım. Önümdeki koltuk bozuk. Otobüslerde sıkça karşılaştığım bir durum ama uçakta ilk defa başıma geliyor. Öndeki koltuk sırtlığı dik duramıyor ve arkaya doğru asılıyor. Dar olan koltuk arası boşluğu daha bir daralıyor. Vardır bir hayır diyerek kitabıma tekrardan dalıyorum. Bu sefer de kendi koltuğumun sırtlığına arkadaki vatandaş dizleri ile elleri ile hareketler çiziyor. 2 dakika, 5 dakika derken durmuyor vatandaş. Arkama dönüyorum, rahatsız olduğumu belli ediyorum yok. Devam da devam. Kilolu bir abimiz arkada cebelleşiyor. 10-15 dakika sonra artık dayanamadım ve arkama dönerek;

Beyfendi rahatsız oluyorum, sırtlığa fazla dayanmasanız.

Dayanmak dediğime bakmayın, adam resmen koltuğu sikecek. Herneyse şöyle bir cevap bekliyorum normal olarak;

Kusura bakmayın, bir türlü sığamadım, dikkat ederim…

Bu minvalde bir cevaba kendimi odaklamış ve hatta vereceğim cevabı da hazırlama esnasında aldığım yanıt,

Oturuyorum  ben burda koltuğa falan vurduğum yok. Oturuyorum hiç bir yere değmiyorum…

Bu yalanları söylerken bile adamın! dizleri benim sırtlıkta idi. Biraz daha üsteledikten sonra ben de zıvandan çıktım ve uçağı karıştırmaya niyetli olduğumu anlayan vatandaş arka koltuklardan birine geçti.

3 idiots

Makine ile alakalı bir video izlemiştim 6-7 ay evvel. O zamandan aklımda kalmıştı bu film. Nihayet geçen hafta izlemek nasip oldu. Beklentilerim asla yüksek değildi. Az biraz hoşça vakit geçirmekti niyetim, şaheser beklemiyordum.

Filmi bir solukta izledim. Bu arada film tam tamına 3 saat (170 dakika) Bu kadar süre filmin hiç bir yerinde sıkılmadım desem yeridir. Bollywood filmlerinde yer alan saçma sapan danslar ve müzikleri bile kendini öyle izlettiriyor ki, susuz çölde bir vaha gibi geliyor o aralar. Yüksek beklentilere girmeden izlenmesi halinde oldukça keyif alacağınıza garanti verebilirim. Diğer tavsiye filmlerim için, La Vita e BellaMasumiyet

http://www.youtube.com/watch?v=uU5Nvl5qk-g&feature=related

Ururu Sarara

Daikin Ururu Sarara. Klimalar için bir ilki gerçekleştiriyor. Ururu (nem verme), Sarara (nem alma) ve havalandırma yapan cihaz. Gerçi pek tutmasam da klima için bir ilk. Az da olsa nem alma ve nem verme işlemini gerçekleştirebiliyor, üstelik içeriye eser miktarda taze ve temizlenmiş hava verebilmekte.

Sayfalar:123