İncir çekirdeğini doldurmayacak yazılar


           

Rahat kafa ile İstanbul

Kafamın çok rahat olduğu söylenemez ama umarsızca gezdim bu sefer İstanbul’da. Uçakla geldim, otobüse, metroya, tramvaya, Marmaraya, taksiye falan hepsine bindim. Rahat rahat, acele etmeden. Şahsi arabayla da gezdim. İstanbul kart ile de gezdim.

IMG05589-20160527-1629

Taksime gittim, Kızılkayalar’da ıslak hamburger yedim. Gümüşsuyu’ndan aşağı kaykılıp Vodafone Arena’nın yanından geçip daha önce hiç gitmediğim Dolmabahçe Sarayını ziyaret ettim. Rehber eşliğinde selamlık bölümünü gezdik. Kokoreç yedim, vapurla karşıya geçtim. Tüm bunları yaparken 1,5 kitap bitirdim. Güzel oldu, iyi de oldu tamam mı.

IMG05587-20160525-1834

IMG05583-20160525-1718

IMG05584-20160525-1718

Ümraniye’de arkadaşın yanına uğradım. Arabayı 2 dakika ya park ettim ya etmedim. Arabaya döndüğümde 2 adet kartvizit arabanın camında beni bekliyordu. Yorulduğumu ve masaja ihtiyacım olduğunu anlayan iyi niyetli vatandaşlar kartvizitlerini bırakmışlardı. Bu ince davranışlarından ötürü arkadaşları tebrik ederim ancak gidemedim. Reklam olmasın diye numaralarını sileyim.

IMG05588-20160527-1449

Güzel güzel ve rahat rahat gezmek ve kafa dağıtmanın ötesinde bu gezinin bana iki katkısı oldu. Birincisi; metroda, tramvayda, otobüste veya zaman buldukça Marmara Forum D&R Mağazası’ndan aldığım George Orwell “Hayvanlar Çiftliği” kitabını okumam oldu. 1984 adlı romanı okuduktan sonra uzun zamandır listemde olan bu kitabı okumak ilk kitabın ardından 5 sene sonraya nasip olmuştu.

hayvanlarciftligi

İkinci katkı ise şans eser Sirkeci’den tramvaya giderken denk geldiğim İş Bankası Müzesi oldu. Bir anda baktım müze ve kapıda “Eski zamanlarda bankacılık işleri nasıl yapılıyordu” diye bir soru cümlesi. Müze ve bu gibi teknolojik hadiselere meraklıyımdır. Hiç düşünmeden daldım içeri. Kapıdaki görevliye “Burası müze mi?” diye sordum. Evet cevabın alınca hemen üst kata çıktım ve 1 numaralı odadan başladım. Daha bir iki oda dolaşmadan İş Bankası ismini hemşehrim Hasan Saka‘nın verdiğini öğrendim. Hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim. Tüm eski tip mekanik hesap makinelerini, fotokopi makinelerini, zarf açacaklarını, tartıları gördükçe heyecanlandım. Tahminimce 2 saat harcamışımdır müzede. Akabinde ayrıldım.

antikahesapmakinesi

Karbon Borsası Nedir? Karbon Ticareti?

Karbon ticareti son yıllarda popülerliği giderek artmakta olan kapitalist bir olgu. Karbon derken aslında kısaltılmış adı olarak karbon. Aslında sera gazlarına genel olarak verilen isim. Sera gazları denilince aklımıza gelen gazlar; karbondioksit, su buharı, metan, nitro oksit, ozon, hidroflorokarbon. Ancak en bilinenleri ve bu gazların ağababası karbondioksit olduğundan genel olarak karbon adı verilmiştir.

karbon-ticareti

2005 yılında KYOTO Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ile birlikte her ülkeye gelişmişlik düzeylerine göre karbon salınımı kotası verildi. Bu bağlamda anlaşmayı imzalayan her ülke -ki buna Türkiye de dahil- bu kotalara uymak zorunda kalıyor. Ancak sözleşme gereğince bir ülke veya o ülkedeki bir şirket karbon salınımı yapabilmek için, hakkını kullanmayan başka bir ülkenin veya şirketin hakkını satın alabiliyor. Bu böyle alınıp satılabilen bir meta olduğundan mütevellit kendi borsasını oluşturmuş durumda.

Ülkemizde Kyoto Protokolü gereği bir karbon piyasası henüz oluşmamıştır. Dünyada işlem gören gönüllü piyasaların bazılarında işlem gören firmalarımız vardır. Bu gönüllü piyasalar üzerinden karbon hakları alınıp ve satılmaktadır. Çevreye duyarlı, yenilenebilir enerji kaynakların üretilen enerjiden ekstra karbon hakkı kazanılmakta ve bu hak satılmaktadır.

Her ülkenin ve firmanın karbon üretim kapasitesi olduğu gibi, bizim de bir karbon üretim kapasitemiz vardır. Yılda ne kadar karbon ayak izi bıraktığınızı ölçmek için tıklayınız.

Çok doğru

Az önce denk geldiğim güzel bir vecizeye burada yer vermek istiyorum. Theodore Levitt’den gelsin;

Müşterinin ihtiyacı matkap değil, deliktir.

thedore

Kapatma!

Geçen hafta Gebze’ye yaptığım seyahatte gördüğüm manzara karşısında irkildim. Huzurkent Mahallesinde belediye otobüsü beklerken karşıda çok katlı bir binanın cam menfez deliklerinin kapatıldığını gördüm. Üstelik hepsinden de bir adet kombi bacası çıkmakta idi. Evet hepsinde doğalgaz kullanımı var olduğunun bir kanıtı bu! Peki olası bir sızıntı durumunda gazın dışarı tahliyesi nasıl olacaktı? Bu menfez delikleri de kapalı olduğundan düşünmek bile istemiyorum.

WP_20160328_001

WP_20160328_002

İlk faturam geldi

Evet daha önce puant elektrik tarifesine geçtiğimi şu yazımda bahsetmiştim. Aradan neredeyse 2 ay geçti ve ilk faturam geldi: 367 TL

Hemen korkuya kapılmayalım sevgili dostlar 367 TL fatura yaklaşık 4 aylık bir fatura ve büyük bir kısmında hunharca 1,8 kW elektrik sobası yakılmıştır. Yan odada da tek göz 0,7 kW elektrik sobası yakılmıştır. Manyak mısın kardeşim elektrik ile ısınma olur mu demeyin olur? Katalitik soba, elektrikli kombi, piknik tüpü üzeri radyant ısıtıcı, su torbası, havadan suya ısı pompası, klima, elektrikli kombi, kat kaloriferi, bildiğin soba gibi seçenekler arasında git gel yaşadıktan sonra klasik UFO!‘yu seçtim. Bazen basit düşünmek iyidir.

alternatif_isinmaHer neyse elektrik faturam aşağıdaki gibidir. Toplam fatura 367 TL. Toplam tüketimim 896 kWh, zamanlara bölünmemiş hali ile. Bölünmüş halleri ve hesaplamaları ise Excel ile yaptım aşağıda.

epsas_fatura

fatura_elekYukarıdaki birim fiyatlara her şey dahildir ve 2016 Ocak tarifesidir. Birim fiyat, dağıtım bedeli, TRT payı, falan feşmekan. 

Hesaba göre 6 TL kârım var. İyi ki puant kullanmışım. 6 TL küçük bir rakam olarak görülebilir. Ancak bunda puant zamanda (17-22) saatlerce elektrik sobası yaktığımı da eklemek isterim. Bu süreç içinde acımasızca o sobayı yaktım, bunu kabul ediyorum ve ilk 2 ay neredeyse zamanlamaya hiç dikkat etmedik. Bilinçli şekilde kullanmış ve elektrik sobasını yakma zorunluluğum olmasa idi yaklaşık 30 TL civarında bir meblağın tasarruf edilmesi işten bile değildi. Buna inanıyor ve güveniyorum.

Ey su boşa akma!

Hepimizin her gün başına gelen olaydır; duş yapmadan bataryanın sıcak tarafını açmamıza rağmen suyun ısınmasını beklemek. Bu esnada 3-6 litre arasında su heba olur. Bazı tesisatlarda ise bu rakam 10 litreyi çok rahat geçmekte.

4-5 sene evvel ağabeyimin kayın pederi antika Ali Amca bana kendi banyosunda da böyle bir problem olduğunu (herkes gibi) sıcak suyun gelmesine kadar geçen zamandaki soğuk suyu tekrar termosifona nasıl aktarabileceğini sormuştu. Ne yapabilirim, başka bir önerin var mı demişti. Benim de şimdi hatırladığım kadarıyla, Ali Bey Amcacığım sana şu anda net bir şey diyemem ancak bunun için bir pompa-mekanizma düzeneği yapılabilir. Aslına bakılırsa ev sıhhi tesisatını üç borulu (sirkülasyon hatlı) yapmak buna bir çözüm demiştim. Ancak bu seferde sudan kazanım olacaktı belki ama yakıttan müsriflik olacaktı derken konu kapanmıştı. Kendisi bu suyu bir kovaya boşaltıp ondan sonra herhangi bir yerde kullandığını belirtmişti.

Tam da bu minvalde bir kickstarter projesi ile karşılaştım bugün. Esferic diye bir İspanyol şirketin ürünü: Water Drop. Bu suyu kovada değilde alttan hortumu bulunan plastik bir poşete dökmek sonra da istediğin yerde kullanmak üzere tasarlanmış bir alet. Malzemesi poliüretan yani plastik. Ancak geri dönüştürülmüş atık malzemelerden üretiliyor.

waterdropturkiye

Su tasarrufu

su-tasarrufu

Doğru seçimlerle direkt veya endirekt olarak sudan tasarruf edebilmemiz olası. Hem daha sağlıklı hem de daha konforlu bir şekilde.

Sayfalar:1234567...38